Afyonkarahisar’da İyi Şeyler de Oluyor
Bir şehrin hikâyesini yalnızca kötü haberler anlatmaz. Fakat kötülüğün sesi yüksek çıkar; iyilik çoğu zaman sessizce işini görür.
Son günlerde Afyonkarahisar’dan içimizi acıtan haberler aldık. Şehrin ortasında insanlık duygumuzu yaralayan darp görüntüleri, intihar girişimleri, cinayetler… Her birinde biraz daha incindik, biraz daha kaygılandık. Yaşadığımız şehre, birlikte kurduğumuzu düşündüğümüz hayata ne olduğunu sorduk.
Bu soruyu sormak hakkımız. Ancak cevabı ararken yalnızca karanlığa bakarsak şehrin başka köşelerinde yanan ışıkları göremeyiz.
Çünkü Afyonkarahisar’da iyi şeyler de oluyor.
Yerel sanatçıların sergileri, sanat atölyeleri, sayıları en az altıyı bulan kitap kulüplerinin tahlil buluşmaları, seminerler, konferanslar, konserler, paneller, imza günleri… İnsanlar bir araya geliyor; okuyor, düşünüyor, üretiyor. Gündelik hayatın yorgunluğu içinde birbirine vakit ayırıyor.
Bir şehri yaşanılır kılan da biraz budur: İnsanın orada yalnızca geçimini sağlayabilmesi değil, ruhuna da bir yer bulabilmesi.
Bugün, bu güzel çabalardan birinden söz etmek istiyorum.
Afyonkarahisar Güzel Sanatlar Derneğinin (AGSADER), 26 Ekim–1 Kasım tarihleri arasında Millet Hamamı’nda düzenlediği “Siyah-Beyaz Karma Sanat Sergisi: Geçmişe Yolculuk”tan…
Serginin ikinci günü sanatçıların eserlerini tek tek inceleme fırsatı buldum. Mekânın kendisi de bu karşılaşmanın bir parçasıydı. Afyon Kalesi’ne nazır tarihî bir hamam; çevresinde geçmişin izlerini taşıyan sokaklar, evler… İçeriye adım attığınızda şehrin telaşı geride kalıyor, taşın hafızasıyla sanatın dili birbirine karışıyordu.
Bazı mekânlar eserleri yalnızca barındırır. Bazıları ise onlarla konuşur. Millet Hamamı, bu sergide eserlerle konuşan bir mekâna dönüşmüştü.
Üstelik ziyaretçiye yalnızca seyretmek düşmüyordu. Sergi boyunca taş baskıdan tezhibe, obje boyamadan dokumaya kadar farklı alanlarda atölyeler düzenlendi. Kendi sanatında yetkin isimlerin rehberliğinde insanlar malzemeye dokundu, denedi, üretti.
Bir esere bakmakla onu meydana getiren emeğe yaklaşmak arasında fark var. Fırçayı elinize aldığınızda sabrın, dikkatin ve maharetin ne demek olduğunu biraz daha iyi anlıyorsunuz.
Cumartesi günü saat 14.00’te ise atölye programı içinde bana ayrı bir kapı açan etkinliğe katıldım: “Büyüklere Masal.”
Çocuklara anlattığı masallarla tanıdığım, “Masal Sever Anne” adıyla da bilinen çocuk hikâyeleri ve masalları yazarı Raziye Demiralay Celep’i bu kez yetişkinlere seslenirken dinledim.
Anlattığı, Yusuf Akgün’ün kaleme aldığı “Kale Muhafızı ve Sarı Kız”dı. İçinde Afyon’un, kalenin ve Sahib Ataoğullarının yer aldığı bir masal… Dışarıdaki kale, anlatılan hikâyeyle birlikte zihnimizde başka bir görünüm kazanıyordu. Her gün gördüğümüz taşların arasından bu kez hayal geçiyordu.
Raziye Hanım’ın hafif heyecanına da tanıklık ettim. Fakat anlatı ilerledikçe o heyecan, dinleyiciyle arasında kurduğu bağın içinde eridi.
Performansını başarılı bulduğumu söylerken bir sahne sanatları uzmanının hükmünü vermiyorum. Bana ulaşan duygudan, dikkatimizi diri tutan sesten, dinleyicilerin yüzlerinde gördüğüm merak ve hayretten söz ediyorum. Hissettiğim şuydu: Bizi orada tutan, masalın sonunda ne olacağı kadar, anlatıcının bizi o sona nasıl götürdüğüydü.
Raziye Hanım’ı farklı masallarla, farklı mekânlarda ve sahne imkânları daha güçlü ortamlarda yeniden dinlemek isterim.
Çünkü yetişkinlerin de masala ihtiyacı var.
Ekranların her boşluğu doldurduğu, hayatın hızla açıklanıp hızla tüketildiği bir zamanda bir insanın sesine kulak vererek hayal kurabilmek az şey midir? Büyüsü bozulmuş dünyada masal, hayret edebilme yeteneğimizi koruyabileceğimiz yerlerden biri olabilir.
O gün Millet Hamamı’nda, şehrin yalnızca geçmişini değil, hayal kurma imkânını da hissettim.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yıl dönümü vesilesiyle, Valilik himayesinde, Afyonkarahisar Belediyesi ve AGSADER iş birliğiyle gerçekleştirilen bu sergiye ve atölyelere emek veren herkese teşekkür ediyorum.
Bu emeklerin görülmeye, konuşulmaya ve desteklenmeye ihtiyacı var. Bir sergiye gitmek, bir kitabın etrafında buluşmak, bir sanatçıyı dinlemek; şehir hayatına katılmanın, birbirimizi tanımanın yollarıdır.
Kötülüğe itiraz etmekten vazgeçmeyeceğiz. Fakat bütün dikkatimizi ona teslim de etmeyeceğiz. İyinin ve güzelin çoğalması için onlara zamanımızdan, sözümüzden ve hayatımızdan pay ayıracağız.
Afyonkarahisar’da iyi şeyler de oluyor. Gidelim, görelim, anlatalım.
İyilik ve güzellik bulaşıcıdır efendim… Yeter ki birbirimize taşıyalım.
Hüseyin BAY