GERÇEKTEN İYİ DÜŞÜNÜRSEK İYİ OLUR MU?
Bugün halk ağzında ve farklı disiplinlerde ismi farklılaşan ama genel anlamına baktığımızda çok benzer anlamlara gelen bir inanıştan bahsedelim.
Ben buna Jung'un "kolektif bilinçdışı" kavramından giriş yapayım.
Jung'a göre bu bireysel deneyimlerden bağımsız, insanlığa ait ortak ve evrimsel psikolojik mirasıyla da ilişkili bir kavramdır.
Yani bizler bakış açılarımız ve yaşantı biçimlerimizle belirli bir örüntünün içerisinde var oluyoruz.
Olumsuzluklardan, yapamadıklarımızdan bahsettikçe o örüntüdeki kişi ve durumlarla bir arada oluyoruz.
Bu durum bizi bırakmıyor ve "niye her şey benim başıma geliyor" ya da son zamanlarda daha popüler olan "kendini gerekleştiren kehanet" anlayışlarına hapsediyor.
Bir başka bakış açısından ve halk ağzı tabirinden "iyi düşün, iyi olsun" anlayışı ya da olumlamalar, çekim yasaları burada önemli anlayış olarak biraz doğrulanabilir.
Ama doğrudan ben iyi düşündüm o yüzden iyi şeyler oluyor gibi değil bu durum. İyi düşünüp, olumlu cümleler kurduğumuzda seçici algımız olumlu şeylere odaklanmaya başlıyor.
Onları algıladıkça da hayatımızda daha olumlu gelişmeler olmaya başlıyor.
Bu döngünün tam tersi de mümkün. Örneğin "insanlar beni sevmeyecek" diye düşündüğün zaman "toplum içerisine girmemeye başlıyorsun, insanlara daha uzak ve temkinli davranmaya başlıyorsun ve sonra "bak gördün mü insanlar beni sevmiyor" inancını geliştiriyorsun. Aslında olan, senin algılama ve düşünce biçimini ilk baştaki olumsuz yagıya göre şekillendirmen.
Bu da tabi ki olumsuz bir kısır döngü içerisinde olmana sebep oluyor.
Jung da bize diyor ki: "kolektif bilinçdışımızda birbirimizi etkiliyoruz.
O yüzdendir ki birini aklınızdan geçirdiğiniz günlerde o kişi sizi arıyor veya başınıza bir şey gelmesinden korktuğunuzda bütün aksilikler sizi buluyor.
Eğer algılama ve yaşantı biçiminizi değiştirirseniz hayatınızı istediğiniz yönde şekillendirebilirsiniz.
O zaman hep birlikte yaşamımızı olumlayalım mı?
Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş