İNTİHAR EDEN VALİ YARDIMCISININ ARDINDAN
İNTİHAR EDEN VALİ YARDIMCISININ ARDINDAN
Afyonkarahisar’da şok etkisi yaratan vali yardımcısının intiharı, ülke gündeminde konuşulmaya devam ediyor. Çünkü geride birden fazla soru işareti bıraktı. Emekli müftü bir babanın oğlu; altı yaşından itibaren dinî eğitimle yetişmiş bir kişi. Görücü usulüyle evlenmiş, iki kız çocuğu babası. Her şey normal gibi görünüyordu, ama değildi.
Kaymakamlık yaptığı yerlerde ilçenin en büyük mülki amiriydi; tüm kurumlar emrine amadeydi ve her yerde el üstünde tutuluyordu. En azından dışarıdan öyle görünüyordu. Mesai bitip eve geldiğinde ise işler dışarıdaki gibi olmuyor. Evde gözünüzün içine bakan memurlar, özel kalem müdürü ve personeliniz yok; evde eşiniz ve çocuklarınız var. Eğer evliliğiniz iyi gitmiyorsa dışarıdaki gücünüzün, isminizin ve unvanınızın hiçbir hükmü yok. Evde bulamadığınız yakınlığı ve sıcaklığı başka ilişkilerde aramaya başladıysanız işler daha da kötüye gider. Görücü usulüyle yapılan evlilik artık size zulüm gibi gelmeye başladıysa sonun başlangıcındasınız demektir.
Vali yardımcısının Afyonkarahisar’a gelmeden önce de adının bazı gönül ilişkilerine karıştığına dair iddialar konuşuluyordu. Afyonkarahisar’da ise birden fazla ilişki yaşandığı yönündeki iddialar, yalnızca birkaç kişinin değil, neredeyse herkesin duyduğu bir konu hâline geldi. Adeta “Yedi Kocalı Hürmüz” misali bir tablo ortaya çıktı.
Peki, bizim bildiklerimizi Afyonkarahisar valisi ya da valileri bilmiyor muydu? Bilmemeleri normal değil. Emniyet, jandarma ve istihbarat elinizin altında olacak, ama siz bilmeyeceksiniz? Olacak şey değil. Bilip önlem almamak ayrı bir sorun, bilip uyarılarınızın işe yaramaması ayrı bir sorun.
Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş’ın valilik önünde yapılan resmî törende, “Sekiz aydır birlikte mesai yaptık. Son derece üzgünüm, şok içerisindeyim, kırgınım, kızgınım” sözleri bize ne anlatıyor?
“Üzgünüm” demesi anlaşılır; birlikte mesai yaptığınız yardımcınızın kaybına üzülüyorsunuz, eyvallah.
“Şok içerisindeyim” sözü de, eşinin başka bir kadınla birlikte olduğunu öğrenmesinin ve ardından yaşanan intihar olayının şokuna yorulabilir. Hadi, bu da bir yere kadar anlaşılır.
“Kırgınım”… İşte burası biraz muallak. Neye kırgın olursunuz? “Olayı defalarca uyarmama rağmen beni dinlemedi” anlamına gelmiyor mu?
“Kızgınım”… “Uyarılarım işe yaramadı, daha ciddi tedbirler almalıydım, bu olaya son vermeliydim. Bunları yapamadığım için ona kızgınım; ama kendime de kızgınım” anlamı çıkmaz mı?
Sormadan yapamayacağım sorulardan biri de şu, Sayın Valim: İddialara göre eşini ve ailesini aldatan, başka bir kadınla valiliğe tahsisli bir yerde ilişki yaşadığı öne sürülen yardımcınız, nikâhlı eşi tarafından basılıp ifşa ediliyor. Yardımcınız yaşananları gururuna yediremiyor ve yaşamına son veriyor. İçeride kimin olduğu meselesini bir yana bırakıyorum. Bu iddialar doğruysa, başka bir kadınla ilişki yaşarken yakalandığı öne sürülen ve olayın ardından intihar eden bir kişiye devlet töreni düzenlenip Türk bayrağına sarılması bana hiç doğru ve etik gelmedi.
Hatta bazı kaynaklarda intihar eden birinin cennet yüzü göremeyeceği, cenaze namazının kılınmayacağı söyleniyor. Böyle birine resmî tören yapılması bence şık olmadı.
Yaşanan olayın ardından Ankara’dan üç müfettişin, hatta müsteşarın geldiği; adliye, emniyet ve valilikte bir haftadır inceleme ve soruşturma yürüttüğü iddia ediliyor.
Ankara’dan gelen bu inceleme heyeti, olayda doğru gitmeyen bazı şeyler bulunduğuna ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Bu olayın ardından bazı koltukların boşalacağı söyleniyor.
O koltukların kime ait olduğu ve ne zaman boşalacağı konusunda ise işaret edilen tarih ocak ayı.