MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

BAKIŞ AÇISI Herkes Kendi Penceresinden Bakar

Bir olay yaşanır, ardından birbirinden farklı hikâyeler anlatılır. Kimi kendini haklı görür, kimi haksızlığa uğradığını düşünür. Oysa yaşanan aynıdır. Değişen, insanların o olaya yüklediği anlamdır.Çünkü insan hayata yalnızca gözleriyle bakmaz. Ye...
BAKIŞ AÇISI Herkes Kendi Penceresinden Bakar

Bir olay yaşanır, ardından birbirinden farklı hikâyeler anlatılır. Kimi kendini haklı görür, kimi haksızlığa uğradığını düşünür. Oysa yaşanan aynıdır. Değişen, insanların o olaya yüklediği anlamdır.


Çünkü insan hayata yalnızca gözleriyle bakmaz. Yetiştiği ailenin görgüsüyle, toplumun gelenekleriyle, öğrendiği doğrularla, alışkanlıklarıyla ve geçmişinden taşıdığı izlerle bakar. Farkında bile olmadan, kendi dünyasının ölçülerini başkalarının hayatına uygular.


Birimiz için saygı olan bir davranış, başkasına soğukluk gibi gelebilir. Birimizin samimiyet saydığı yakınlık, diğerine ölçüsüzlük olarak görünebilir. Kimi açık sözlülüğü dürüstlük kabul ederken kimi kabalık olarak değerlendirir. Bir bakış, bir suskunluk, ses tonundaki küçük bir değişiklik, hatta beden dilindeki sıradan bir hareket bile farklı zihinlerde bambaşka anlamlar kazanabilir.


Ve biz çoğu zaman bu anlamlardan yola çıkarak insanları yargılarız.


Bir davranışı görgüsüzlük sayarız; oysa karşımızdaki insanın yetiştiği çevrede son derece doğaldır. Bir sözü saygısızlık olarak yorumlarız; belki de söyleyen kişi yalnızca düşüncesini ifade ettiğine inanıyordur.


İşin düşündürücü tarafı, bütün bu yargıların çoğu zaman yalnızca bizim zihnimizde yaşanmasıdır.


O, sıradan bir cümle kurmuştur; biz içine imalar, niyetler, gizli anlamlar yerleştirmişizdir. O, farkında olmadan bir bakış atmıştır; biz o bakıştan bir tavır, hatta bir karakter çıkarmışızdır.


Belki de karşımızdaki insan, bizim zihnimizde kendisi hakkında kurulmuş mahkemeden habersiz, hayatına devam ediyordur.


Peki, birbirinden farklı hayatlarda yetişmiş insanların aynı olayı aynı şekilde değerlendirmesini beklemek ne kadar gerçekçidir?


Aynı konuşmanın ardından biri kırıldığını düşünürken diğeri hiçbir yanlış yapmadığına inanabilir. Tarafları ayrı ayrı dinlediğimizde önce birine, sonra diğerine hak veririz.


İyi de olay değişmediğine göre, değişen nedir?


Belki de yalnızca baktığımız yer...


Çünkü bir sözün bizde bıraktığı etkiyle onu söyleyen kişinin niyeti her zaman örtüşmez. Bazen yaşananlardan çok, onlara yüklediğimiz anlamlardan etkileniriz.


Elbette herkesin farklı bir bakış açısına sahip olması, her davranışı haklı çıkarmaz. Ancak birini anlamaya çalışmakla ona hak vermek aynı şey değildir.


Asıl mesele, kendi doğrularımızdan ne kadar emin olduğumuzdur.


Acaba doğru kabul ettiklerimizin ne kadarı kendi düşüncemiz, ne kadarı bize öğretilenlerin bir tekrarıdır? Bizim ayıp saydığımız bir davranış, bir başkasının dünyasında sıradan olabilir.


Kendi dünyamızın kurallarıyla, başkalarının dünyasında ne kadar doğru hüküm verebiliriz?


Üstelik biz başkalarını kendi ölçülerimizle değerlendirirken, bir başkası da bizi kendi öğrendikleriyle yorumluyordur. Belki hiç düşünmeden söylediğimiz bir söz, onun zihninde bambaşka anlamlara bürünmüştür.


Ve biz bundan tamamen habersizizdir.


Belki de en büyük yanılgımız, kendi penceremizden gördüğümüz manzarayı gerçeğin tamamı sanmamızdır.


Oysa bakış açısı, yalnızca nereden baktığımız değil, baktığımız yere kendimizden neler taşıdığımızdır.


İnsan kendi bildiklerinin, yaşadıklarının ve inandıklarının içinden bakar hayata. Kimi zaman yanılır, kimi zaman eksik görür, kimi zaman da kendi doğrusunu herkesin doğrusu sanır.


Sonuçta aynı gerçeğin etrafında farklı yorumlarla dolaşırız.


Herkes kendince haklı.

Etiketler:
Etiket yok
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!