AKÜ REKTÖRÜ KARAKAŞ "ÇOCUKLAR SOKAKLARDAN EKRANLARA GÖÇ ETTİ"
#AfyonkarahisarBüyükşehir#
#BüyükşehirAfyonkarahisar#
Bazen bir konuşma dinlersiniz ve "Bu sadece bugünü değil, yarını da anlatıyor." dersiniz. Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş'ın, Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanlığınca düzenlenen "Dijital Çağda Sosyal Medya, Gençler ve Aile İçi İletişim" seminerindeki değerlendirmeleri de tam olarak böyleydi.
Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanlığı Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen seminere MHP Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Kahveci, Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanı Mesut Çetinkaya, MHP Afyonkarahisar İl Başkan Yardımcısı ve KAÇEP Başkanı Nesrin Çelik'in yanı sıra çok sayıda genç ve aile katıldı. Salondaki yoğun ilgi, konuşulan konunun toplumun her kesimini yakından ilgilendirdiğini gösteriyordu.
DİJİTAL ÇAĞIN FIRTINASINDA AİLEYİ KORUMAK
AKÜ Rektörü Karakaş konuşmasına teknolojinin insanlık tarihindeki yolculuğunu anlatarak başladı. İnsanın alet yapan bir varlık olduğunu hatırlattı. Buharlı makineyle başlayan mekanik teknolojinin, mikroçipler ve fiber optik kablolarla dijital bir devrime dönüştüğünü söyledi. Bugün yeni medya düzeninin oluştuğunu, bu düzenin en güçlü ayağını ise sosyal medyanın oluşturduğunu ifade etti. Artık elinde akıllı telefon bulunan herkesin aynı zamanda bir yayıncı olduğuna dikkat çekti. Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığını kabul ederken, beraberinde çok büyük sorunları da getirdiğini özellikle vurguladı.
ÇOCUKLAR SOKAKLARDAN EKRANLARA GÖÇ ETTİ
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise çocuklar ve gençlerle ilgiliydi. "Çocuklar sokaklardan ekranlara göç etti, sürgün hayatı yaşıyorlar." sözü salonda derin bir sessizlik oluşturdu. Karakaş, 2010'lu yıllardan itibaren çocukların oyun alanlarının değiştiğini, sokaklardan ve geleneksel oyun kültüründen uzaklaşarak ekranların içine taşındıklarını anlattı. Bunun sıradan bir değişim olmadığını, adeta büyük bir göç yaşandığını ifade etti.
Araştırmaların gençlerin zamanlarının önemli bir kısmını ekran başında geçirdiğini gösterdiğini belirten Rektör Karakaş, bunun sonuçlarının da giderek ağırlaştığını söyledi. Antidepresan kullanımındaki artış, anoreksiya, cinsiyet disforisi, hikikomori olarak bilinen aşırı yalnızlaşma, dopamin bağımlılığı ve sanal bahis gibi sorunların artık sadece bireyleri değil, aileleri de tehdit ettiğini dile getirdi. Özellikle sanal bahis nedeniyle birçok insanın ağır borç yükü altına girdiğini, bunun ailelerin parçalanmasına ve hatta intiharlara kadar uzanan acı sonuçlar doğurabildiğini ifade etti. Dijital dünyanın insanları kalabalıkların içinde yalnızlaştırdığına dikkat çekti.
16 YAŞINA KADAR SOSYAL MEDYA SINIRLANDIRILMALI
Rektör Karakaş, çözümün sadece bireysel tedbirlerle sınırlı kalmaması gerektiğini de söyledi. Dünyada teknolojiyi geliştiren ülkelerin bile çocukları korumaya yönelik düzenlemeler yaptığını hatırlatarak, çocukların 14 yaşına kadar akıllı telefon, en az 16 yaşına kadar ise sosyal medya kullanımının sınırlandırılması gerektiğini savundu. Bunun özgürlüğü kısıtlamak değil, yeni nesli korumak ve geleceğe daha sağlıklı hazırlamak anlamına geldiğini ifade etti. "Biz yetişkinlerin görevi geleceği sağlıklı bir şekilde çocuklarımıza miras bırakmaktır." sözü de konuşmasının önemli mesajları arasındaydı.
DİJİTALLEŞME KUŞAKLAR ARASINDAKİ İLETİŞİMİ DE DEĞİŞTİRDİ
Dijitalleşmenin yalnızca teknolojiyle ilgili olmadığını, kuşaklar arasındaki iletişimi de değiştirdiğini anlatan Karakaş, bilgiye erişimin hızlanmasıyla birlikte kuşak çatışmalarının derinleştiğini söyledi. X, Y, Z, Alfa ve Beta kuşakları arasındaki farklılıkların bu dönüşümün bir sonucu olduğunu belirtti. Yeni nesle eski yöntemlerle yaklaşmanın artık mümkün olmadığını, baskıcı ve dayatmacı anlayışın gençler üzerinde etkili olmadığını ifade etti.
"NE HALİN VARSA GÖR"
Karakaş, anne ve babalara da önemli tavsiyelerde bulundu. "Ne halin varsa gör." cümlesinin çocuklara söylenebilecek en tehlikeli sözlerden biri olduğunu vurguladı. Hiçbir anne ve babanın çocuğundan vazgeçmemesi gerektiğini, mutlaka onun ruhuna dokunacak bir yol bulunabileceğini söyledi. Çocukların boğulmadan, uzaktan takip edilmesini, onların arkadaşlarıyla ya da kardeşleriyle kıyaslanmamasını istedi. "Kıyaslayacaksanız, sadece kendisiyle kıyaslayın." diyerek her çocuğun gelişiminin kendine özgü olduğunun altını çizdi.
Konuşmasının son bölümünde ise Rektör Karakaş meseleyi çok daha geniş bir çerçeveden değerlendirdi. Son yüzyılda maddi ve teknolojik gelişmenin manevi gelişimin önüne geçtiğini, bunun da değerler dünyasında ciddi aşınmalara yol açtığını ifade etti. Karakaş'a göre toplumun gerçek gücü sadece ekonomik kalkınmayla ölçülemez. "Mühendislerin ürettiği kadar sosyologların, ilahiyatçıların, eğitim bilimcilerin ve siyaset bilimcilerin de değer üretmesi gerekiyor." diyerek sosyal bilimlerin ve manevi değerlerin önemine dikkat çekti.
AİLE KURUMUNA YÖNELİK GÖRÜNMEYEN ÇOK GÜÇLÜ TEHDİTLER VAR
Rektör Karakaş'ın üzerinde en fazla durduğu konu ise aileydi. Aileyi toplumun temel yapı taşı ve beşeri sermayenin yegane kaynağı olarak tanımladı. Günümüzde aile kurumuna yönelik görünmeyen ama çok güçlü tehditlerin bulunduğunu söyledi. Aile içinde sevgi ve saygının hakim olduğu yerde güvenin de kendiliğinden oluşacağını ifade etti. Gençlere rol model olarak sosyal medya fenomenlerini değil, aile içinde ve çevrede bulunan iyi örnekleri göstermemiz gerektiğini dile getirdi.
EN GÜVENLİ LİMAN AİLEDİR
Belki de konuşmasının en güçlü cümlesi şuydu: Gençler hangi sıkıntıyla karşılaşırsa karşılaşsın, ilk sığınacakları ve kendilerini en güvende hissedecekleri liman aileleri olmalıdır. Maneviyatı merkeze alan, İslam'ın evrensel mesajlarını yaşatan ve köklü aile yapısını koruyan bir toplumun dijital çağın bütün fırtınalarını aşabileceğine olan inancını paylaştı.
AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş'ın bu konuşması yalnızca bir seminer sunumu değildi. Dijital çağda aileyi, çocukları ve geleceği koruyabilmek için hepimize düşen sorumlulukları hatırlatan güçlü bir çağrıydı.
Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, sağlam ailelerin yetiştirdiği sağlam bireylerin yerini hiçbir ekran, hiçbir algoritma ve hiçbir dijital platform dolduramaz.