MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

Küçülen Yaşlar, Büyüyen Tehlike

Güncelleme:
Son yıllarda Türkiye'de suç işleme yaşının giderek daha küçük yaşlara inmesi, toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir gerçeğe dönüştü. Henüz oyun oynaması, eğitim alması ve hayal kurması gereken çocukların ağır suçlarla anılması, yalnızca adli bir mesele değil; aynı zamanda sosyal bir alarm
Küçülen Yaşlar, Büyüyen Tehlike
Son yıllarda Türkiye'de suç işleme yaşının giderek daha küçük yaşlara inmesi, toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir gerçeğe dönüştü. Henüz oyun oynaması, eğitim alması ve hayal kurması gereken çocukların ağır suçlarla anılması, yalnızca adli bir mesele değil; aynı zamanda sosyal bir alarmdır. Bu nedenle TBMM'ye sunulan çocuklara yönelik yeni ceza düzenlemesi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle organize suç örgütlerinin ve yasa dışı yapıların, çocukların yaşlarından kaynaklanan hukuki avantajları kendi çıkarları doğrultusunda kullanması uzun süredir tartışılıyordu. Bu açıdan bakıldığında, ağır suçlara ilişkin cezaların artırılması önemli bir caydırıcılık oluşturabilir. Suç örgütlerinin çocukları "nasıl olsa daha az ceza alırlar" düşüncesiyle kullanmasının önüne geçilmesi, hem çocukların istismar edilmesini hem de toplum güvenliğini korumak açısından önemli bir adım olabilir. Ancak hiçbir yasa, tek başına bütün sorunları çözemez. TÜİK'in yayımladığı son verilere göre 2024 yılında güvenlik birimlerine 202 bin 785 çocuk suç nedeniyle getirildi. Bu rakam, sorunun münferit olayların ötesine geçtiğini ve toplumsal bir boyut kazandığını açıkça ortaya koyuyor. Devletin görevi, toplumun huzurunu sağlamak ve suçun karşılığını hukuk çerçevesinde vermektir. Bu nedenle ağır suçlarda caydırıcı cezaların uygulanması elbette gereklidir. Ancak gerçek başarı, suç işleyen çocukların sayısını azaltabilmektir. Bunun yolu ise yalnızca cezaları ağırlaştırmaktan değil, çocukları suça iten nedenlerle de mücadele etmekten geçer. Bugün birçok çocuğun suçla karşı karşıya kalmasının ardında parçalanmış aileler, aile içi şiddet, ilgisizlik, okuldan kopuş, yanlış arkadaş çevresi, madde bağımlılığı, ekonomik yoksunluk ve sosyal medya üzerinden suç örgütlerinin etkisi gibi pek çok neden bulunuyor. Çocuk, çoğu zaman kendi kurmadığı bir dünyanın sonuçlarını yaşamaya başlıyor. Bu nedenle sadece işlenen suça değil, o suçu doğuran şartlara da bakmak zorundayız. Yeni düzenleme, ağır suçlar bakımından önemli bir caydırıcılık sağlayabilir. Özellikle çocukları suçta kullanmayı alışkanlık hâline getiren kişi ve örgütler için ciddi bir engel oluşturabilir. Fakat kalıcı çözüm yalnızca mahkeme salonlarında aranamaz. Güçlü aile yapısını destekleyen politikalar, nitelikli eğitim, bağımlılıkla etkin mücadele, psikolojik destek hizmetleri ve çocukları spor, sanat ve kültürle buluşturacak sosyal projeler de en az cezalar kadar önemlidir. Unutmamalıyız ki bir toplumun gücü, yalnızca suçluyu cezalandırmasında değil, çocuklarını suça sürükleyecek şartları ortadan kaldırabilmesinde gizlidir. Caydırıcı cezalar elbette gereklidir; ancak çocukların suç örgütlerinin eline düşmediği, bağımlılığın pençesine kapılmadığı, ailesiyle ve eğitimiyle güçlü bağlar kurabildiği bir gelecek inşa edebildiğimiz gün, gerçek başarıya ulaşmış olacağız.
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!