MENÜ
Kategoriler

ÖNDER ARTUK DEĞİŞİME BEKİR YEŞİLAY’DAN BAŞLA


AFYON’UN GELİŞMESİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL BEKİR YEŞİLAY ÖNCE ONDAN BAŞLA!

Önder Artuk, “Değişimle ne olacak?” diye anlatıyor. Peki, değişime nereden başlayacak?

ATSO Başkan Adayı Önder Artuk, saha ziyaretlerini sürdürüyor. Afyonkarahisar için hazırladığı projeleri açıklamak için de gün sayıyormuş.

Artuk, “Değişimle Büyüyen, Birlikte Güçlenen Afyonkarahisar” sloganıyla yürüttüğü çalışmalarında, “Biz mevcudu ve geçmişi kötülemiyoruz. Afyonkarahisar’ın potansiyelini en iyi biz harekete geçiririz iddiasını ortaya koyuyoruz” diyor.

Güzel sözler bunlar Önder Bey. Slogan da güzel, iddia da büyük.

Ama insan sormadan edemiyor:

Afyonkarahisar’ın büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri, senin TV3 ortağın Bekir Yeşilay değil mi?

Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Yeşilay’dan söz ediyorum. Yaklaşık 20 yıldır bu koltukta oturan, şehrin iş dünyasında herkesin konuştuğu isimden…

Peki, soralım Önder Artuk!

Yaklaşık 20 yıldır OSB Başkanlığı yapan Bekir Yeşilay, Afyonkarahisar’a hangi büyük yatırımları kazandırdı?

OSB’de kaç yer üretim tesisi olmak yerine yalnızca depo olarak kullanılıyor?

Afyonkarahisar’a yatırım yapmak isteyen kaç firma geldi, kaç tanesi bu şehirde yatırım yapmaktan vazgeçti?

İş dünyasında, siyaset kulislerinde ve şehrin farklı çevrelerinde yıllardır konuşulan iddiaların muhatabı neden hep aynı isim?

Elbette bunların cevaplarını vermek öncelikle ilgili yöneticilere düşüyor. Ama madem Afyonkarahisar’ın potansiyelini harekete geçirmekten söz ediyorsun, o zaman bu sorulara da cevap vermek zorundasın.

Çünkü değişim, yalnızca güzel sloganlar söylemekle olmaz.

Önder Artuk, bence sen değişime önce OSB’den başla!

Bu şehirde yatırımın, üretimin ve istihdamın önünü açmak istiyorsan, yıllardır aynı koltukta oturanların karnesini de masaya koy.

Bekir Yeşilay’ın Afyonkarahisar’a ne kazandırdığını, OSB’nin şehrin ekonomik büyümesine ne kadar katkı sağladığını açık açık konuşalım.

Benim iddiam şu: Afyonkarahisar’ın önündeki en önemli meselelerden biri, şehrin yatırım potansiyelinin ne ölçüde değerlendirilebildiğidir. Bu konuda yıllardır kapalı kapılar ardında konuşulanları artık kamuoyunun önünde tartışmanın zamanı gelmedi mi?

Herkes konuşuyor, herkes bir şeyler anlatıyor ama iş yüksek sesle konuşmaya gelince ortalık bir anda sessizleşiyor.

Madem herkes konuşuyor, o zaman ben soruyorum!

OSB’de satılacak yerlerle ilgili de iş dünyasında anlatılanlar var. İddialara göre bir yere önce bir kişi götürülüp “Burası sana yakışır” denilerek el sıkışılıyor, ardından başka bir alıcıya gidip bak orasını falan alacak diye başka birine daha yüksek rakamlara teklifte bulunduğu konuşuluyor. Sonrasında fiyat yükseliyor ve yerin başka birine satıldığı öne sürülüyor.

Eğer anlatılanlar doğruysa, burada cevaplanması gereken ciddi sorular var.

Bu satış süreçleri nasıl işliyor? Yatırımcılar arasında eşitlik ve şeffaflık nasıl sağlanıyor? Afyonkarahisar’a yatırım yapmak isteyenlerin önüne hangi şartlar çıkıyor?

Bunlar dedikodu diye geçiştirilecek sorular değil. İlgili kurumların açıkça cevaplaması gereken konular.

Çünkü OSB, kimsenin şahsi mülkü değil. Orası Afyonkarahisar’ın üretim, istihdam ve kalkınma alanı.

ATSO’nun kasasındaki para kimin parası Önder Artuk?

Gelelim bir başka meseleye…

Geçtiğimiz aylarda ATSO Meclis toplantısının çıkışında yaşandığı anlatılan bir konuşma var.

İddiaya göre mevcut yönetimde bulunan bir meclis üyesinin yanına Önder Artuk gelerek ellerini ovuşturup, “Ağabey, kasada ne kadar para var?” diye sormuşsun.

İlk duyduğumda inanmadım.

“Benim bildiğim Önder Artuk böyle bir cahillik yapmaz” dedim. Hatta kendi kendime, “Aman ha, beni mahcup etme. Ben senin böyle bir şey söyleyeceğine inanmıyorum” diye düşündüm.

Ancak anlatılanlara göre meclis üyesi kasadaki parayı söyleyince gözlerin büyümüş ve sen de “Çok iyi, çok iyi, ben geliyorum benim için biriktirin” demişsin.

Tekrar edeyim: Bu konuşma bana aktarılan bir iddia. Doğru olup olmadığını en iyi sen açıklarsın.

Ben yine de bu sözleri söylediğine inanmak istemiyorum.

Çünkü ATSO’nun kasasındaki para, başkanın şahsi parası değil. O para, üyelerin aidatlarıyla ve odanın gelirleriyle oluşan kurumsal kaynak.

ATSO başkanlığına aday olmak başka, odanın kasasındaki parayı kendi yöneteceğin bir kaynak gibi görmek bambaşka!

Önder Artuk, senin böyle bir söz söylediğine inanmak istemiyorum. Çünkü bu şehrin ticaretine yön vermeye talip birinin, daha göreve gelmeden kurumun kasasındaki parayı hangi gözle gördüğünü tartışmak zorunda kalmasını istemem.

Ama madem böyle bir iddia var, açıklama da senden gelmeli.

ATSO’nun kasasında ne kadar para bulunduğunu merak etmek elbette suç değil. Asıl mesele, o paranın nasıl kullanılacağına hangi anlayışla yaklaşıldığıdır.

O para senin paran değil Önder Bey!

Babanın parası da değil!

Gerçi babanın işçi emeklisi olduğunu biliyoruz. Babanın da sana böyle bir servet bırakmadığını söylüyorsun. Siz bütün bunları çalışarak, alın teriyle kazandın sanırım.

Ne güzel!

Öyleyse başkasının parasına da aynı hassasiyetle yaklaşmak gerekir.

ATSO’nun kaynakları, bir başkanın kişisel tasarruf alanı değil; üyelerin ve Afyonkarahisar ticaretinin emanetidir.

“Stajyer olarak girdiğim dershaneyi satın aldım” meselesi…

Bir de senin sık sık anlattığın bir hikâye var Önder Artuk.

Stajyer olarak girdiğin dershaneyi satın aldığını söylüyorsun.

Bu elbette başlı başına ayrı bir konu. İnsan çalışır, emek verir, işini büyütür ve başarı kazanır. Bunun anlatılacak bir tarafı varsa dinleriz.

Ama o hikâyeye şimdilik girmeyelim.

Stajyer olarak başlanan bir yeri satın alanı ben ilk senden duydum, nasıl oldu bir ara bana da anlatsana?

Onu başka bir yazıya bırakalım Önder Bey!

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!