MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

YIĞILAN SADECE PUANLAR DEĞİL, HAYALLERDİ…

Güncelleme:
YKS 2026 sonuçları açıklandı. Milyonlarca genç derin bir nefes aldı. Aslında o nefes, sadece sonuç ekranı açıldığında değil, yaklaşık bir haftadır tutuluyordu. Bekleyişin stresi, belirsizliğin yükü ve "Acaba?" sorusu, gençlerin omuzlarında ağır bir yük olmuştu. Nihayet sonuçlar açıklandı. Kimi hayal
YIĞILAN SADECE PUANLAR DEĞİL, HAYALLERDİ…

YKS 2026 sonuçları açıklandı. Milyonlarca genç derin bir nefes aldı. Aslında o nefes, sadece sonuç ekranı açıldığında değil, yaklaşık bir haftadır tutuluyordu. Bekleyişin stresi, belirsizliğin yükü ve "Acaba?" sorusu, gençlerin omuzlarında ağır bir yük olmuştu. Nihayet sonuçlar açıklandı. Kimi hayaline bir adım daha yaklaşırken, kimi ise beklediğinden çok farklı bir tabloyla karşılaştı.

Bu yıl özellikle sayısal alanda ciddi bir hayal kırıklığı yaşandığını görmek mümkün. Sosyal medyada ve öğrencilerin paylaşımlarında dikkat çeken ortak nokta şu oldu: Geçen yıla göre daha fazla net yapan birçok öğrenci, beklediğinden çok daha geride sıralamalarla karşılaştı. Hatta geçen yıl daha düşük puanla daha iyi sıralama yapan örnekler, bu yıl daha yüksek puana rağmen geriye düşüldüğünü gösteriyor.

Peki bunun sebebi ne?

Elbette tek bir neden yok. Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP), iptal edilen iki soru ve adayların birbirine çok yakın netler yapması sıralamalarda ciddi yığılmalara neden oldu. Bu etkenlerin tamamı sonucu etkiledi ancak bana göre en belirleyici unsur yine OBP oldu.

OBP'nin adalet tartışmalarını daha önce de dile getirmiştim. Özellikle bazı özel okullarda not ortalamalarının çok daha yüksek tutulabilmesi, öğrencileri doğal olarak avantajlı bir konuma getiriyor. Elbette emeğiyle yüksek başarı sağlayan, köklü ve disiplinli okulları bu değerlendirmeden ayrı tutuyorum. Ancak devlet okullarında 90 ve üzeri OBP'ye ulaşmak hâlâ oldukça zor. Aynı sınava giren iki öğrenciden biri sadece okul notu nedeniyle binlerce sıra geriye düşebiliyorsa, bu durum ister istemez "fırsat eşitliği" tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Yıllarca verilen emek, uykusuz geceler, çözülen binlerce soru... Sonuç ekranında beklenmedik bir sıralamayla karşılaşınca hayal kırıklığı yaşamak çok doğal. Hatta birçok öğrenci için yeniden mezuna kalma düşüncesi, bir yıl daha aynı stresi yaşamak anlamına geliyor.

Fakat artık sonuçlar açıklandı. Geçmişi değiştirmek mümkün değil. Bundan sonra konuşmamız gereken şey, doğru tercih yapabilmek.

Sevgili gençler...

Sınav bitti, sonuç stresi de geride kaldı. Şimdi önünüzde belki de en önemli aşama var: Tercih süreci.

Meslek seçerken yalnızca "iş bulur muyum?" sorusuna odaklanmayın. Elbette istihdam önemli ama ömür boyu yapacağınız işi sadece maaşıyla değerlendirmeyin. Kendinizi tanıyın, ilgi alanlarınızı göz önünde bulundurun. Yazmayı düşündüğünüz üniversiteyi, akademik kadrosunu, bulunduğu şehri ve sunduğu imkânları mutlaka araştırın.

Sırf dört yıllık olduğu için mezun sayısı çok fazla olan bölümleri tercih etmek yerine, gelişen teknolojiyle birlikte geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bölümlere de göz atın. Bugün bazı iki yıllık programlar, birçok dört yıllık bölümden daha güçlü istihdam imkânı sunabiliyor. Eğer hedefiniz KPSS ise, tercih edeceğiniz bölümün atama durumunu ve geçmiş yıllardaki kadro sayılarını mutlaka inceleyin.

Ve en önemlisi...

Tercihlerinizi sizi gerçekten tanıyan, hedeflerinizi bilen ve sizi anlayan kişilerle yapın. Başkalarının hayalini değil, kendi geleceğinizi yazacaksınız.

Unutmayın; bir sınav insanın değerini belirlemez. Bu sonuç yalnızca bir yol ayrımıdır. Önemli olan, o yolda doğru yönü seçebilmektir.

Tüm gençlerimizin yolu açık, emeklerinin karşılığı ise gönüllerince olsun.

Etiketler:
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!