MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

YALNIZLIK TERCİH Mİ, KADER Mİ?

Güncelleme:
Bugün Serhat Mustafa Kılıç ebediyete uğurlanacak. Ölüm haberi elbette başlı başına üzücü. Fakat beni asıl düşündüren ve içimde daha derin bir hüzün bırakan, ölümünün ardından iki gün boyunca fark edilmemiş olması oldu. Üstelik riskli bir hastalığı olduğu söylenen bir insanın… İnsan ister istemez düş
YALNIZLIK TERCİH Mİ, KADER Mİ?
Bugün Serhat Mustafa Kılıç ebediyete uğurlanacak. Ölüm haberi elbette başlı başına üzücü. Fakat beni asıl düşündüren ve içimde daha derin bir hüzün bırakan, ölümünün ardından iki gün boyunca fark edilmemiş olması oldu. Üstelik riskli bir hastalığı olduğu söylenen bir insanın… İnsan ister istemez düşünüyor: Yalnız mı kalmak istedi, yoksa yalnız kalmak zorunda mı kaldı? Bunun cevabını bilmiyorum. Belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bir insanın hayatının kapalı kapılar ardında kalan tarafları hakkında hüküm vermek de bize düşmez. Fakat bazen bir ölüm, geride kalanlara yalnızca acı değil, üzerinde düşünülmesi gereken sorular da bırakıyor. Çünkü ölümler elbette çok üzücü ama bazen ölümün şekli, geride kalan hikâyesi insanın yüreğine daha başka dokunuyor. Bir insanın hayattan ayrılması başka bir acı; yokluğunun iki gün boyunca fark edilmemiş olması ise bambaşka… “Yalnızlık Allah’a mahsustur” deriz ya… Belki de bu sözün anlamını yeniden düşünmemiz gerekiyor. İnsan, insana muhtaçtır. Sadece hastalandığında, düştüğünde ya da yaşlandığında değil; hayatın her anında. Bazen konuşmak için, bazen susarken yanında birinin varlığını hissetmek için, bazen de sadece birinin “Nasılsın?” diye sorması için… Son yıllarda ise yalnızlık neredeyse bir yaşam felsefesi gibi sunuluyor. “Kimseye ihtiyacım yok.” “Tek başıma her şeyi yapabilirim.” “İnsanlardan uzaklaştıkça huzur buluyorum.” “Kimseye güvenmem, kimseye bağlanmam.” Elbette insanın kendisiyle baş başa kalabilmesi değerlidir. Her kalabalık iyi değildir, her ilişki insana iyi gelmez. Bazen uzaklaşmak, dinlenmek, kendi sesimizi duyabilmek için yalnız kalmaya da ihtiyacımız vardır. Ama yalnız kalabilmek ile yapayalnız kalmak aynı şey değildir. Birincisi bazen tercihtir; ikincisi ise zamanla insanın hayatına yerleşen ağır bir sessizliğe dönüşebilir. Bugün bireyselleşmeyi güç zannediyoruz. Kimseye ihtiyaç duymamayı bağımsızlık, kimseye yük olmamayı erdem, yardım istememeyi güçlü olmak sanıyoruz. Oysa belki de asıl güç, gerektiğinde “Sana ihtiyacım var” diyebilmektir. Çünkü insan her şeyi tek başına halledemez. Halletmek zorunda da değildir. Teknoloji sayesinde yüzlerce kişiye saniyeler içinde ulaşabiliyoruz ama bazen yanı başımızdaki insanın günlerdir sesini duymuyoruz. Sosyal medyada kimin nerede olduğunu biliyoruz fakat “Bugün nasılsın?” diye gerçekten sormayı unutuyoruz. Kalabalık iletişim ağlarının içinde, birbirimizin hayatından sessizce uzaklaşabiliyoruz. Belki de çağımızın en büyük çelişkilerinden biri bu: Herkese ulaşabiliyoruz ama birbirimize dokunamıyoruz. Bu nedenle bazen telefon rehberimizdeki bir ismi sebepsiz yere aramalıyız. Uzun zamandır haber almadığımız birinin kapısını çalmalıyız. Riskli bir hastalığı olan yakınımıza “Bir şeye ihtiyacın var mı?” demekle yetinmeyip ertesi gün yeniden sormalıyız. Çünkü bazı insanlar yardım istemez. Bazıları kimseyi rahatsız etmek istemez. Bazıları yalnızlığı seçtiğini söylerken aslında aranmayı bekler. Ve bazen küçücük bir “Nasılsın?” sorusu, sandığımızdan çok daha büyük bir anlam taşır. Serhat Mustafa Kılıç’ın yalnızlığı bir tercih miydi, hayatın onu getirdiği bir nokta mıydı, bilmiyorum. Bilmediğimiz bir hayat üzerinden kesin hükümler kurmak doğru olmaz. Ama onun ardından kendi hayatımıza bakabiliriz. Biz kimi uzun zamandır aramadık? Kimin sessizliğini “İyidir herhalde” diyerek geçiştirdik? Ve bizim sesimiz birkaç gün çıkmasa, bunu fark edecek kaç insan var? Belki mesele yalnızlığı tamamen hayatımızdan çıkarmak değil. Mesele, yalnızlığı özgürlük zannederken birbirimizden vazgeçmemek. İnsanın kendisine ihtiyacı var, evet. Ama insanın insana da ihtiyacı var. Bugün ebediyete uğurlanacak Serhat Mustafa Kılıç’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum. Ardından kalan bu hüzün belki hepimize küçük ama önemli bir şeyi hatırlatsın: Sevdiklerimizi sadece sevmek yetmiyor. Bazen aramak, sormak, sesini duymak ve “Buradayım” demek gerekiyor. Çünkü bazı yalnızlıklar tercihtir… Bazılarıysa fark edilmemiş bir sessizliktir.
Etiketler:
Etiket yok
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!