MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

MİKRO TARİH VE GÜNDELİK SOSYOLOJİ Mağrur Kumandan, Neredesin? V I

Güncelleme:
Günümüz Açısından Yeniden Okuma Tarihsel sözleri doğrudan güncel siyasal tartışmaların sloganına dönüştürmek, onları kendi bağlamından koparma tehlikesi taşır. Bu nedenle önce sözün 30 Ağustos 1922'deki askerî ve toplumsal anlamı kurulmalı, ardından günümüze uzanan evrensel sorular sorulmalıdır. Bu
MİKRO TARİH VE GÜNDELİK SOSYOLOJİ Mağrur Kumandan, Neredesin? V I
  1. Günümüz Açısından Yeniden Okuma
Tarihsel sözleri doğrudan güncel siyasal tartışmaların sloganına dönüştürmek, onları kendi bağlamından koparma tehlikesi taşır. Bu nedenle önce sözün 30 Ağustos 1922'deki askerî ve toplumsal anlamı kurulmalı, ardından günümüze uzanan evrensel sorular sorulmalıdır. Bu soruların başında liderlik ile görünürlük, yetki ile sorumluluk, karar vermek ile kararın sonuçlarını paylaşmak arasındaki ilişki gelir. Bir makamın hukuki yetkisi tek başına toplumsal güven yaratır mı? Karar alan kişinin risk anında görünür olması, emri uygulayanlarla aynı tehlikeyi paylaşması ve sonucun sorumluluğunu üstlenmesi otoriteye nasıl meşruiyet kazandırır? Fiziksel olarak uzakta kalmak her zaman sorumsuzluk mudur, yoksa asıl mesele kararın ahlaki ve siyasal sonucundan kaçmamak mıdır? “Neredesin?” sorusu bu bakımdan her dönemde yöneticilere, kurumlara ve temsil iddiasında bulunanlara yöneltilebilecek bir sorudur. Fakat cevap yalnız mekân bildiren “buradayım” sözüyle verilemez. Cevap; tehlikenin paylaşılması, sorumluluğun üstlenilmesi, kararın sonucunun kabul edilmesi ve temsil iddiasının eylemle doğrulanmasıdır. Aynı zamanda çalışma, başarı ile siyasal güç arasındaki ilişkiye eleştirel bakmayı gerektirir. Zafer bir liderin sembolik sermayesini büyütebilir, kurumsal meşruiyeti pekiştirebilir ve muhalefetin etkisini azaltabilir. Bu yüzden başarıyı teslim etmek ile muhalefeti düşmanlaştırmak birbirinden ayrılmalıdır. İstanbul'daki Millî Mücadele karşıtı hükûmetler, Birinci Meclisin meşru muhalefeti, Enver Paşa'nın alternatif liderlik arayışı ve Çerkes Ethem'in merkezî otoriteyle çatışması aynı kategoriye konulamaz. Tarihsel çözümlemenin görevi, ortak bir “karşıtlar” etiketi üretmek değil, her aktörün konumunu kendi şartları içinde belirlemektir. Sonuç “Hacı Anesti! Mağrur kumandan! Neredesin? Gel, ordularını kurtar!” hitabı, rakibin önceki üstünlük görüntüsünü tersine çeviren, tanımayı reddeden kişiyi tarihsel gerçeklik aracılığıyla tanımaya zorlayan ve iki liderlik biçimini karşı karşıya getiren sembolik bir cevaptır. Sözün gücü yalnız kelimelerinde değil; söylendiği yer, konuşanın bedeni, görünmeyen muhatap, gerçek dinleyiciler ve savaşın maddi sonucuyla birlikte kurulmasındadır. Hacıanesti Mustafa Kemal'i cephede göremediğini söylemiştir; Mustafa Kemal ise ona yalnız sözle değil, ordusunun başında ve tehlikenin içinde bulunarak cevap vermiştir. Bu sebeple tarihsel diyaloğun söylenmeyen fakat en güçlü cümlesi “Ben buradayım”dır. “Mağrur kumandan” hitabı, kişisel kibre yöneltilmiş acı bir ironi olmanın ötesinde, sözle kurulan üstünlüğün eylem, bedensel mevcudiyet ve tarihsel sonuç karşısında çöküşünü ilan eder. Sorunun görünmeyen muhatapları genişledikçe çalışma, Millî Mücadele'nin meşruiyet haritasını da gösterir. Yunan başkomutanlığının çözülüşü, İstanbul yönetiminin temsil gücünü kaybetmesi, Ankara muhalefetinin kuşkularının askerî başarıyla zayıflaması, Enver Paşa'nın alternatif liderlik ihtimalinin Sakarya'dan sonra kapanması ve Çerkes Ethem'in kişisel milis otoritesinin düzenli ordu karşısında tasfiye edilmesi, farklı nitelikteki süreçlerdir; fakat hepsi “tarih sahnesinde kim bulunuyor?” sorusunun çevresinde birleşir. Soru artık şudur: “Ordusunu, milletini ve sorumluluğunu terk edenler nerededir; bütün riski üstlenerek tarih sahnesinde bulunan kimdir?” Mustafa Kemal'in cevabı sözlü olmaktan çok eylemseldir: cephedeki bedensel mevcudiyeti, Türk ordusunun kazandığı zafer, Ankara'nın güçlenen siyasal meşruiyeti ve Millî Mücadele'ye karşı ya da ona alternatif olarak kurulan iktidar tasarılarının çözülmesi. Böylece tek bir cümle, uzun askerî raporların ve kapsamlı tarih anlatılarının her zaman görünür kılamadığı insanî ve toplumsal ilişkileri açığa çıkarır.
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!