Siyasi operasyonlar ÖZGÜR ÖZEL’i lider yaptı "VİDEO HABER"
https://youtu.be/huqKtTr3pBs Görevden alınan CHP Afyonkarahisar il başkanı ilk defa Starafyonhaber’de içini döktü. 9 aylık il başkanlığında yaşamadığı olayın kalmadığı Hasan Karadeniz kararlı duruşuyla sadece CHP’lilerin değil toplumda bir çok kişinin takdirini kazandı. Star Masası’nda Karadeniz, “C
https://youtu.be/huqKtTr3pBs
Görevden alınan CHP Afyonkarahisar il başkanı ilk defa Starafyonhaber’de içini döktü. 9 aylık il başkanlığında yaşamadığı olayın kalmadığı Hasan Karadeniz kararlı duruşuyla sadece CHP’lilerin değil toplumda bir çok kişinin takdirini kazandı. Star Masası’nda Karadeniz, “CHP’li belediyelere ve CHP’ye yapılanların hepsi siyasi bir operasyon olduğunu sadece biz değil toplumun herkesimi net bir şekilde söylüyor. İlk günden itibaren meydanlara çıkan seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel herkese bir lider nasıl olurmuş gösterdi. Hiç kimsenin beklemediği bir çıkış toplumun her kesimi tarafından takdir görüyor. Ülkenin dört bir yanında sel gibi her gün büyüyerek geliyoruz.” dedi.
Afyonkarahisar’da Tarım ve Hayvancılığın Sorunları
Sibel Şenoçak: Ziraat mühendisisiniz ve tarım sektöründe çalışıyorsunuz. Afyonkarahisar’ın ve Türkiye’nin tarım alanındaki temel sorunları nelerdir? Hasan Karadeniz: Afyonkarahisar’ın tarım sorunları Türkiye’nin genel sorunlarıyla büyük ölçüde örtüşüyor. Fark şu ki ilimizde tarım ve hayvancılık daha belirleyici; nüfusun önemli bir bölümü geçimini bu alanlardan sağlıyor. Bu nedenle tarımdaki her olumsuzluk Afyonkarahisar’da daha erken ve daha ağır hissediliyor. AK Parti iktidarı döneminde tarımın köklü sorunlarına yeterince dokunulmadığını düşünüyorum. Bireysel makine ve ekipman hibeleri, IPARD kapsamında hayvancılık tesisi destekleri ve bireysel sulama hibeleri verildi. Bunlar tamamen değersiz değildir; fakat tarımsal altyapı, toplu sulama, arazi toplulaştırması, üretim planlaması, pazarlama ve fiyat istikrarı gibi temel sorunları çözmez. Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olmayan önemli sayıda üretici desteklerden yararlanamıyor. Karadeniz’in verdiği yaklaşık oranlara göre kayıtlı üretici oranı geçmişte yüzde 45 civarındayken bugün ancak yüzde 55 düzeyine çıkmış olabilir; yani üreticinin önemli bir bölümü hâlâ sistemin dışında kalıyor. Ürün bazında verilen destekler de maliyetlerin yanında çok düşük. Örneğin patateste dekar başına üretim maliyetinin yaklaşık 30 bin liraya ulaştığı bir yerde verilen desteğin bin lira civarında kalması üreticiyi korumaya yetmiyor. Televizyonlarda sık sık “Şu kadar tarımsal destek çiftçinin hesabına yatırılıyor” haberleri yayımlanıyor. Tarımla doğrudan ilgisi olmayan kişiler bu duyuruları görünce çiftçiye sürekli ve yüksek miktarda yardım yapıldığını düşünebiliyor. Oysa üreticinin mazot, gübre, tohum, ilaç, sulama, işçilik ve finansman giderleri birlikte değerlendirildiğinde desteğin maliyet içindeki payı çok sınırlı kalıyor. Av. Emre Çınar: Sizce nasıl bir tarım politikası uygulanmalı? Hasan Karadeniz: Tarımın sorunları kısa sürede, sihirli değnekle çözülemez. Üretim planlaması aşamalı biçimde kurulmalıdır. Türkiye’de çok küçük parsellerde üretim yapılıyor; iki–üç dekarlık yerde hububat yetiştiren de, binlerce dekar eken de aynı sistem içinde “çiftçi” sayılıyor. Arazi toplulaştırması hızlandırılmadan ve üretici ölçeği rasyonelleştirilmeden planlama yapmak zordur. Çiftçi, tohumu toprağa atmadan önce ürününü yaklaşık hangi fiyattan satabileceğini bilmeli. Her ürün için aynı yöntem uygulanamaz; fakat stratejik ürünlerde maliyetin altına düşen piyasa fiyatıyla üreticinin makul gelir elde edeceği seviye arasındaki fark devlet tarafından desteklenebilir. Böylece üretici zarar etmeyeceğini bilir ve planlamaya daha güvenle katılır. Üretim maliyetleri de düşürülmelidir. Çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV kaldırılmalıdır. Mazotun litresinin 70 liraya yaklaştığı bir ortamda tarımsal üretimin sürdürülebilir olması mümkün değildir. Yatlara ÖTV’siz yakıt verilirken çiftçinin üretimde kullandığı mazotta benzer bir kolaylığın sağlanmaması adil değildir. Tarım Kanunu’nda tarımsal destekler için millî gelirin yüzde biri oranında kaynak ayrılması öngörülüyor. Uygulamada bu oranın yaklaşık yüzde 0,25 düzeyinde kaldığı yönündeki eleştiriler dikkate alınmalıdır. Kanunun öngördüğü kaynağın eksiksiz kullandırılması, üretim planlaması ve maliyet desteği için önemli bir başlangıç olur. Resul Sündük: Tarım kredileri ve ürün alımlarında siyasi yakınlığa göre ayrımcılık yapıldığını düşünüyor musunuz? Hasan Karadeniz: Bazı kredilere erişimde siyaseten aracısı olanların daha avantajlı olduğu yönünde güçlü bir kanaat var. Küçük bir yem kredisi kullanmak isteyen çiftçiden yüksek ekspertiz ve ipotek masrafları istenebiliyor. Kullanılacak kredinin önemli bir kısmı daha başlangıçta masraflara gidiyor. Oysa bankalar bölgedeki arazilerin yaklaşık değerini bilir; daha düşük maliyetli ve standart bir teminat sistemi kurulabilir. Toprak Mahsulleri Ofisinin taban fiyatları konusunda da benzer sorunlar yaşanıyor. Programda verilen örneğe göre buğday için 16,5 lira, arpa için 12,75 lira civarında alım fiyatı açıklanmasına rağmen arpa piyasada 9 liraya kadar düşebiliyor. Bunun önemli nedenlerinden biri, çiftçinin TMO’dan zamanında randevu alamaması. Hasadı yapılmış ürünü bir ay depolama imkânına sahip olmayan üretici, açıklanan taban fiyattan yararlanamadan daha düşük bedelle tüccara satmak zorunda kalıyor. Bazı kişilerin randevuya kolay ulaştığı, bazılarının ise ulaşamadığı yönünde şikâyetler var. Taban fiyatın kâğıt üzerinde ilan edilmesi tek başına yeterli değildir; bütün üreticilerin o fiyata fiilen erişebilmesi gerekir. Depolama, randevu ve alım kapasitesi birlikte planlanmadıkça açıklanan fiyat üreticiyi korumaz.Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!