MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

Kutadgu Hars

Geçen yazımda, gazetemizde kültür, sanat, edebiyat ve bilime daha düzenli bir yer açma niyetimizi sizlerle paylaşmıştım. Şehrimizdeki üretimlere kulak vermekten, kitaplarla, şiirlerle ve yeni düşüncelerle buluşmaktan söz etmiştim. Bu yazıda ise o...
Kutadgu Hars

 Geçen yazımda, gazetemizde kültür, sanat, edebiyat ve bilime daha düzenli bir yer açma niyetimizi sizlerle paylaşmıştım. Şehrimizdeki üretimlere kulak vermekten, kitaplarla, şiirlerle ve yeni düşüncelerle buluşmaktan söz etmiştim. Bu yazıda ise o buluşmaların gerçekleşeceği köşenin adını ve bu adı neden seçtiğimi anlatmak istiyorum: Kutadgu Hars.

Bir köşeye isim vermek, bazen ilk yazıyı yazmaktan daha çok düşündürüyor insanı. Seçtiğiniz birkaç kelimenin hem anlatacaklarınıza yer açmasını hem de düşüncenizin izini taşımasını istiyorsunuz. Ben de bu iki kelimeyi yan yana getirirken geçmişten bugüne uzanan bir bağ kurmayı amaçladım.

Bu bağın bir ucunda Orta Asya’dan günümüze ulaşan dil ve düşünce mirasımız, diğer ucunda Ziya Gökalp’in kültür anlayışı ve Cumhuriyetimizin düşünsel birikimi var.

“Kutadgu”yu, Yusuf Has Hacib’in 11. yüzyılda kaleme aldığı Kutadgu Bilig’den ödünç alıyorum. Adı yaygın olarak “mutluluk veren bilgi” biçiminde karşılanan bu eser, insanın iyi yaşaması, adalet ve aklın toplum hayatındaki yeri üzerine düşünür. Yüzyıllar sonra bugün de aynı soruların çevresinde dolaşıyoruz: Öğrendiklerimiz hayatımıza ne katıyor? Bilgimiz davranışlarımıza ne kadar yansıyor? Birlikte daha iyi yaşamanın yolunu nasıl bulabiliriz?

“Hars” kelimesiyle ise Ziya Gökalp’e selam veriyorum. Gökalp’in kültür düşüncesinde dil, ahlak, sanat ve toplumsal hayat birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur. Bu kelimeyi seçerken Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki kültür arayışlarını, kendi birikimimizi tanıyarak çağdaş dünyaya katılma iradesini de hatırlatmak istiyorum.

Dolayısıyla “Kutadgu Hars”, benim için “mutluluk veren kültür” düşüncesini taşıyan bir köşe adıdır. Farklı çağlardan gelen iki kelime, burada aynı niyetin çevresinde buluşuyor: İnsanın hayatını kültürle, sanatla ve düşünceyle zenginleştirmek.

Elbette kültürün verdiği mutluluğu yalnızca neşelenmek olarak anlamıyorum. Bir romanı bitirdiğimizde içimiz burkulabilir. Bir şiir eski bir yarayı hatırlatabilir. Bir film, görmezden geldiğimiz bir haksızlığı bütün ağırlığıyla önümüze koyabilir. Buna rağmen eserin başından kalkarken kendimizi hayata biraz daha yaklaşmış hissederiz. Başkasının yaşadığını anlamaya, kendi yargılarımızı gözden geçirmeye başlarız.

Bir insanı anlamak, bazen dünyaya ilişkin düşüncemizde küçük ama kalıcı bir değişiklik yapar. Sanatın hayatımıza kattığı değeri biraz da burada arıyorum.

Geçen yazıda, şehrimizde emek veren insanların çalışmalarını görünür kılmayı önemsediğimi belirtmiştim. Bu isteğin ardında da aynı düşünce var. İlk kitabını yayımlayan bir yazarın, sahneye çıkmaya hazırlanan bir oyuncunun, atölyesinde çalışan bir ressamın emeğiyle karşılaşmak, yaşadığımız şehri daha yakından tanımamızı sağlar.

Her gün önünden geçtiğimiz bir binanın içinde prova yapan gençler olabilir. Adını henüz duymadığımız bir komşumuz yıllardır hikâyeler yazıyor olabilir. Bir ustanın hafızasında, kayda geçirilmediği için unutulma tehlikesi taşıyan nice bilgi bulunabilir. Bunlara dikkat kesildikçe şehrin bize anlatacakları da çoğalır.

Benim için kültürel mirasa sahip çıkmak, böyle bir dikkat ve merak gerektiriyor. Eski bir kelimenin anlamını araştırmakla bir gencin yeni şiirini okumak arasında güçlü bir bağ görüyorum. Her ikisinde de dili yaşatan, düşünceyi sürdüren insan emeği var.

“Kutadgu Hars” adında geçmişe uzanırken bugünün üretimine ve yarının imkânlarına da yer açmak istiyorum. Cumhuriyet değerleriyle kurduğum bağ burada belirginleşiyor: Okuyan, sorgulayan, akla ve bilime başvuran, sanatsal üretimi destekleyen bir toplum idealinde.

Bu idealin günlük hayatta karşılık bulacağı pek çok alan var. Bir çocuğun sorusunu sabırla dinlemek, gençlerin eserlerini sergileyebileceği ortamlar oluşturmak, kütüphaneleri yaşayan buluşma yerlerine dönüştürmek, bir bilimsel gelişmeyi anlamaya zaman ayırmak… Büyük sözlerin anlamı, biraz da bu küçük ve sürekli çabalarda ortaya çıkıyor.

Kendi kültürümüzü tanıdıkça dünyaya yönelteceğimiz soruların da zenginleşeceğine inanıyorum. Başka bir ülkede yazılmış romanla, uzak bir coğrafyanın müziğiyle ya da yeni bir bilimsel buluşla karşılaştığımızda hem ortak yanlarımızı hem de farklılıklarımızı daha dikkatle görebiliriz. Bu karşılaşmalar, kendi hayatımıza yeniden bakmamızı sağlar.

Bu nedenle köşemizin adındaki tarihî göndermeler, burada ele alacağımız konulara geniş bir bakış kazandırsın istiyorum. Bir gün bir şiirin birkaç dizesinde duracak, başka bir gün bir serginin düşündürdüklerini konuşacağız. Kimi zaman da gündelik hayatımızı değiştiren bir teknolojinin insan ve toplum açısından ne anlama geldiğini sorgulayacağız.

İlk yazıda sizleri bu yolculuğa katkıda bulunmaya davet etmiştim. O davetimiz sürüyor. Çünkü bir şehrin kültür hayatı, onu üretenlerle ona ilgi gösterenlerin buluşmasıyla güçlenir. Okurun sorusu, önerisi ve eleştirisi de bu buluşmanın parçasıdır.

“Kutadgu Hars” adıyla açtığımız bu sayfada, geçmişten devraldıklarımızla bugün ürettiklerimizi birlikte düşünmeye çalışacağız. Bir yazı bizi yeni bir kitaba götürür, bir etkinliğin kapısından içeri sokar ya da yanı başımızdaki bir emeği fark etmemizi sağlarsa, seçtiğimiz isim de hayatın içinde karşılığını bulmaya başlayacaktır.

Köklerden aldığımız güçle, merakımızı geleceğe çevirerek…

                                                                                                                               Hüseyin BAY

 

Etiketler:
Etiket yok
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!