BEN ÇOK KORKAK BİR GAZETECİYİM
Bu, açık bir itiraf: Ben bir korkağım.
35 yıldır gazetecilik yapıyorum. Binlerce haber yazdım, yüzlerce köşe yazısı kaleme aldım. Altmıştan fazla kez mahkemeye verildim.
Her zaman şunu söylerdim: “Gazetecilik yürek ister. Gazeteci korkmaz. Korkuyorsan zaten gazeteci değilsin.”
Ama artık öyle değil.
Açıkça itiraf ediyorum: Ben korkak bir gazeteciyim.
Birçok şey biliyorum ama yazamıyorum. Herkesin bildiği, herkesin konuştuğu, gün gibi ortada olan olayları ve konuları yazamıyorum.
Karım gözlerimin içine bakıyor, kaşlarını çatıyor:
“El âlemin delisi sen misin? Sana ne? Sana bir şey olursa, başına bir iş gelirse biz buralarda ne yaparız?”
Başka bir şehirde üniversite okuyan kızım telefon ediyor; sesi ağlamaklı:
“Baba, akıllı ol. Bir şeyler yazacakmışsın, yazma. Ben burada okuyorum.”
Etrafımdaki eş dost karşıma geçip yalvarıyor:
“Ağabey, kurbanın olurum, yapma. Zamanı değil.”
Avukatım, gardaşım Emre Çınar, “Yapma, olmaz,” diyor.
Elim kolum bağlanıyor.
İçimde fırtınalar kopuyor. Aklımla kalbim çatışıyor. Aklım, “Yaz, senin işin bu,” diyor. Kalbimse araya girip, “Bok yeme, otur oturduğun yerde. Sana mı kaldı?” diye fısıldıyor.
Çaresizim. Elimden bir şey gelmiyor.
Korkmuyorum ama korkutuluyorum.
Kendim için olmasa bile ailem için, kızım için, oğlum için, karım ve dostlarım için korkuyorum. Başım dik, alnım açık. Kendim için korkmam. Ama ailem için korkuyorum.
Ben korkak biriyim.
Ben korkak bir gazeteciyim.
Bazen Nâzım Hikmet ne güzel söylemiş, diyorum:
“Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”
Coşuyorum. Aklım, “Hadi, yanalım be!” diyor. Ama sonra kalbim araya giriyor:
“Nâzım’a ne oldu? Zindanlar, sürgün, vatandaşlıktan çıkarılma… Gurbette öldü. Böyle bir son mu istiyorsun?”
Sonra yine korkuyorum. Susuyorum. Tırsıyorum.
Ne kadar zor bir durum, bilir misiniz? Çok şey bilip hiçbir şey yazamamak…
En acısı da korktuğun için yazamamak.
Korku, korkmak… Bunlar en doğal, en insani duygular. Ama insanın en iyi bildiği işi, emin olduğu mesleğini sırf korktuğu için yapamaması çok acı.
35 yıldır yazı yazıyorum. Çok büyük gazetelerde gazetecilik yaptım. Dergiler çıkardım, kitaplar yazdım. Her zaman doğru bildiğim yolda yürüdüm. Bundan sonra da yürüyeceğim.
Ama açıkça itiraf ediyorum: Ülkedeki yüzlerce gazeteci gibi ben de sindim. Ben de korktum. Çoğu zaman bildiklerimi korkumdan yazamıyorum.
Ben sansür altındayım.
Karım tarafından sansür altındayım.
Kızım tarafından sansür altındayım.
Avukatım tarafından sansür altındayım.
Dostlarım tarafından sansür altındayım.
Çünkü sevdiklerimi üzmekten daha büyük bir korkum yok.
Korkuyorum, çünkü sizi seviyorum.
Korkuyorum; sizin için yazmıyorum.
Korka korka sizi seviyorum.
KORKAKLIGIN ANAYASASI yok derdirdi
Sende bunu iyibiliyorsun
Sevgili dostum
Korkak ve pısırık ,kılıbık bir olsan
Benim arkadaşım olma şansım yok idi.
Manavgat tan slm