ATANMIŞ KILIÇDAROĞLU, SEÇİLMİŞ İL BAŞKANLARINI GÖREVDEN ALIYOR
CHP'nin son yıllardaki yükselişi, yalnızca kendi oylarını artırmasından değil, aynı zamanda AK Parti karşıtlarının ortak adresi haline gelmesinden kaynaklandı. Güçlü bir Cumhurbaşkanı adayı, hatta birden fazla potansiyel aday çıkarmasıyla CHP, Cumhur İttifakı'nın ve yargının en önemli hedeflerinden biri haline geldi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere onlarca belediye başkanı, başkan yardımcısı ve bürokrat tutuklu. Neredeyse her hafta yeni bir CHP'li belediyeye operasyon haberi geliyor. Öyle ki artık kimse şaşırmıyor. İşte asıl tehlike de burada başlıyor. Bir ülkede olağanüstü gelişmeler olağanlaşmaya başladıysa, alarm zilleri çoktan çalıyor demektir.
Bugün CHP'li belediye başkanlarının önüne konulan tablo neredeyse iki seçenekten ibaret:
"Ya AK Parti'ye geç, ya da operasyona hazırlan."
Üçüncü bir seçenek neredeyse hiç yok.
Bütün bunlar yaşanırken bir de CHP Genel Başkanlığı'na yönelik yargı müdahalesi geldi. Kurultayda delegelerin iradesinin para karşılığında değiştirildiği iddialarıyla açılan dava sonucunda verilen "mutlak butlan" kararıyla, Özgür Özel'in genel başkanlığı iptal edilerek eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden göreve getirildi.
Türk siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir tabloyla karşı karşıyayız.
106 yıllık CHP'de fiilen iki genel başkanlı bir dönem yaşanıyor.
Bir tarafta parti genel merkezinde oturan Kemal Kılıçdaroğlu...
Diğer tarafta ise meydan meydan dolaşan, miting yapan, partiyi ayakta tutmaya çalışan ve tabanın desteğini arkasına alan Özgür Özel...
Siyasette böyle bir görüntüye Türkiye de, dünya da kolay kolay şahit olmadı.
İşin daha ilginç tarafı ise şu...
Mutlak butlan kararıyla göreve gelen Kılıçdaroğlu'nun ilk icraatlarından biri, seçilmiş il başkanlarını görevden almak oldu.
Bugüne kadar otuzdan fazla CHP İl Başkanı görevden alındı.
Şimdi gözler Afyonkarahisar'a çevrildi.
Bana göre Hasan Karadeniz'in de görevden alınması artık sürpriz olmaz.
Hasan Karadeniz'in il başkanı seçilme sürecini hatırlayalım.
O günkü Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın desteklediği adaydı.
Karşısında dönemin İl Başkanı Faruk Duha Erhan ve eski Merkez İlçe Başkanı Ömer Akyıldız gibi teşkilatta daha güçlü ve daha tanınan isimler vardı.
Kâğıt üzerinde Hasan Karadeniz en zayıf aday görünüyordu.
Ancak Burcu Köksal'ın belediye başkanlığı gücü ve teşkilat üzerindeki etkisiyle seçimi açık ara kazandı.
Asıl sınav ise Burcu Köksal'ın CHP'den ayrılmasının ardından başladı.
Herkes aynı soruyu soruyordu:
"Kendisini il başkanı yapan Burcu Köksal'ın yanında mı duracak, yoksa partisine mi sadık kalacak?"
Hasan Karadeniz tercihini yaptı.
Ne ortada kalmaya çalıştı ne de iki tarafa birden göz kırptı.
Açık biçimde CHP'de kaldı ve Özgür Özel'in yanında durdu.
Bana göre de il başkanlığının gereğini yaptı.
Fakat bugün görünen o ki, mutlak butlan kararıyla genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'e yakın duran il başkanlarıyla çalışmak istemiyor.
Bu nedenle Hasan Karadeniz'in görevden alınması ihtimali hiç de düşük görünmüyor.
Asıl soru ise bundan sonra başlıyor.
Yerine kim atanacak?
Kim, böylesine tartışmalı bir süreçte il başkanlığı görevini kabul edecek?
Yoksa Afyon siyasetinin yakından tanıdığı, girdiği seçimleri kaybetmesine rağmen defalarca atamayla il başkanı olan o "boyalı kafa" yeniden mi sahneye çıkacak?
Bunu zaman gösterecek.
Ama kesin olan bir şey var:
CHP bugün sadece iktidarla değil, kendi içinde de çok ağır bir güç mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin kazananı kim olur bilinmez; ancak kaybedeninin parti örgütleri ve seçmen psikolojisi olduğu şimdiden görülüyor.