Sürgünden Doğan Bir Efsane: Halikarnas Balıkçısı

1890'da Girit'te, köklü Şakir Paşa ailesinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Adı Musa Cevat Şakir'di. Çocukluğu Büyükada'da geçti. Robert Kolej'de okudu. Gönlünde denizcilik vardı ama ailesinin isteğiyle Oxford'da tarih eğitimi aldı. İtalya'da resimle ilgilendi.
1914'te hayatının en karanlık sayfası açıldı. Afyon'daki aile çiftliğinde babasıyla yaşadığı tartışma, silahından çıkan kurşunla babasının ölümüyle sonuçlandı. Yargılandı, hapse mahkûm edildi. Yıllar sonra özgürlüğüne kavuştuğunda artık eski Cevat Şakir değildi.
İstanbul'da yazılar yazdı, çeviriler yaptı, karikatürler çizdi, dergi kapakları tasarladı. Kalemiyle hayatını kazanmaya çalışırken bir yazısı yüzünden yeniden mahkeme karşısına çıktı. Bodrum'a sürgüne gönderildi.
İşte kaderin kalemi tam burada yön değiştirdi...
Bodrum o yıllarda bugünkü gibi değildi. Dar sokakları, balıkçıları, sünger avcıları ve yoksul ama deniz kokan hayatıyla küçük bir kıyı kasabasıydı. Cevat Şakir orada yalnızca denizi değil, kendini de buldu.
Artık adı "Halikarnas Balıkçısı"'ydı...
Balıkçıları, deniz emekçilerini, tekneleri ve dalgalarla boğuşan insanları yazdı. "Aganta Burina Burinata", "Deniz Gurbetçileri", "Turgut Reis" gibi eserlerinde deniz yalnızca bir manzara değil, başlı başına bir kahramandı.
Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu gibi dostlarıyla Mavi Yolculuk geleneğinin öncülerinden oldu. Gösterişsiz teknelerle çıkılan bu yolculuklarda lüks yoktu ama özgürlük boldu.
Bodrum'a ağaçlar dikti, doğasını korumaya çalıştı. Bir kasabanın yalnızca sokaklarına değil, geleceğine de dokundu.
Çocuklarının eğitimi için İzmir'e taşındı. Ancak gönlünün bir kıyısı hep Bodrum'da kaldı.
13 Ekim 1973'te, 83 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
Ardında deniz kokan kitaplar, yeşerttiği ağaçlar, Mavi Yolculuklar ve unutulmaz bir hayat bıraktı...

