MENÜ
Kategoriler
Köşe Yazıları

KENDİ YAZDIĞIN SENARYODA KIRILMAK

Güncelleme:
İnsanlardan hep bir şeyler bekliyoruz. Arasın, sorsun, merak etsin… Hatırlasın, önemsesin, özlesin… Bazen bir teşekkür, bazen bir özür, bazen de tam ihtiyacımız olan anda söylenecek doğru bir cümle bekliyoruz. Sonra beklediğimiz olmayınca üzülüyoruz. Aslında çoğu zaman bizi üzen, karşımızdaki insanı
KENDİ YAZDIĞIN SENARYODA KIRILMAK

İnsanlardan hep bir şeyler bekliyoruz.

Arasın, sorsun, merak etsin…

Hatırlasın, önemsesin, özlesin…

Bazen bir teşekkür, bazen bir özür, bazen de tam ihtiyacımız olan anda söylenecek doğru bir cümle bekliyoruz.

Sonra beklediğimiz olmayınca üzülüyoruz.

Aslında çoğu zaman bizi üzen, karşımızdaki insanın yaptığı değil; bizim onun yapacağına inandığımız şey oluyor. Çünkü daha o konuşmadan cümlesini yazmış, davranışını belirlemiş, hatta vereceği tepkiyi bile zihnimizde prova etmiş oluyoruz.

Kendimiz yazıyor, kendimiz oynuyoruz; fakat karşımızdaki insanın, kendisine biçtiğimiz rolün senaryosundan haberi bile yok.

“Beni arasaydı…”

“Bunu söylemeliydi…”

“Benim böyle hissedeceğimi anlamalıydı…”

“Ben olsaydım böyle yapmazdım…”

Belki de en yorucu cümle tam olarak budur: “Ben olsaydım…”

Çünkü sen, o değilsin.

Senin sevme biçimin başka, onunki başka. Sen merak ettiğinde ararsın, belki o aramaz. Sen kırıldığında susarsın, o konuşur. Sen birinin gözünden ne hissettiğini anlamaya çalışırsın, bir başkası önüne açıkça konulmadıkça hiçbir şeyi fark etmez.

Ama biz yine de insanların zihnine görünmez talimatlar bırakıyoruz:

“Şimdi beni merak et.”

“Şimdi ara.”

“Şimdi özür dile.”

“Şimdi tam da duymak istediğim cümleyi söyle.”

Söylemediğinde ise yalnızca hayal kırıklığına uğramıyoruz; bazen kendi değerimizi bile sorguluyoruz.

“Demek ki önemsemiyor.”

“Demek ki değer vermiyor.”

“Demek ki ben onun için yeterince kıymetli değilim.”

Oysa bir insanın yapmadığı bir davranıştan kendi değerimize dair hüküm çıkarmak ne ağır bir yük…

Üstelik bununla da kalmıyoruz. Karşımızdaki adına düşünüyor, niyetini tahmin ediyor, söylemediği cümleleri tamamlıyor, yapmadığı davranışların nedenlerini yazıyoruz. Sonra kendi yazdığımız hikâyenin içinde yine kendimiz kırılıyoruz.

Ne kadar karmaşık olanı seçiyoruz.

Oysa belki de mesele çok daha sade birkaç soruda saklı:

Neyi bekliyorum?

Neden bekliyorum?

Bunu karşımdaki insan biliyor mu?

Ve en önemlisi, beklediğim şey hiç olmazsa ne olur?

Aramazsa ne olur?

Sormazsa?

Benim düşündüğüm gibi düşünmezse?

Benim vereceğim cevabı vermezse?

Benim kadar önemsemezse?

Canım yanabilir. Hayal kırıklığı yaşayabilirim. Hatta o insanla aramdaki ilişkinin gerçekte ne olduğunu daha açık görebilirim.

Ama değersiz olmam.

Belki de yetişkinliğin en zor taraflarından biri budur: İnsanların nasıl davranması gerektiğine dair kafamızdaki senaryoyu bırakıp, onların gerçekte nasıl davrandığına bakabilmek.

Çünkü insanları beklentilerimizle değil, davranışlarıyla tanırız.

Ve bazen birinin bizi aramasını beklemekten vazgeçtiğimizde, aslında ondan vazgeçmiş olmayız. Sadece kendi huzurumuzu onun davranışlarına teslim etmekten vazgeçmiş oluruz.

Belki de özgürlük tam burada başlıyor:

“Bunu yapmasını isterdim,” diyebilmek ama “Yapmazsa ben eksilirim,” dememek.

“Böyle söylemesini beklerdim,” diyebilmek ama söylemediği cümlenin peşinden günlerce koşmamak.

Çünkü herkes kendi cümlesinden, kendi davranışından, kendi suskunluğundan sorumlu.

Bizim payımıza düşense başkasının zihnini yönetmeye çalışmak değil; kendi içimize dönüp şu soruyu cesaretle sorabilmek:

Ben neden hâlâ başkasından gelecek bir davranışı, kendi değerimin kanıtı olarak bekliyorum?

Belki bu sorunun cevabını bulduğumuz gün, insanlardan hiçbir şey beklemeyen biri olmayacağız.

Ama kendi yazdığımız senaryoda, başkasına verdiğimiz rolü oynamadı diye kırılan biri de olmayacağız.

Çünkü bazen mesele, insanların senaryomuza uymaması değil; bizim, onların hiç okumadığı bir senaryonun sonunu beklememizdir.

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!