MENÜ
Kategoriler
Gündem

EROL ÖZTÜRK, YÜNTAŞ’IN HİKÂYESİNİ ANLATTI: 1951’DE 112 KİŞİYLE BAŞLAYAN YOLCULUK

Yün ve dokuma şirketi olarak kurulan Yüntaş’ın hikâyesi, Afyonkarahisar’ın sanayi girişimlerinden belediye hizmetlerine, ekmek üretiminden spor sponsorluğuna uzanıyor. Şirkette yöneticilik ve yönetim kurulu başkanlığı yaptığını belirten Erol Öztürk; 1951’de 112 kişiyle başlayan ortaklığı, belediye bünyesine geçişi, temizlik hizmetleri için araç bulunamayan dönemi ve ekmek fabrikasındaki çalışmaları anlattı.
EROL ÖZTÜRK, YÜNTAŞ’IN HİKÂYESİNİ ANLATTI: 1951’DE 112 KİŞİYLE BAŞLAYAN YOLCULUK

Afyonkarahisar’da farklı hizmet alanlarıyla anılan Yüntaş’ın geçmişi, 1951’de yün ve dokuma alanında faaliyet göstermek amacıyla atılan girişim adımlarına dayanıyor. Bir röportajda şirketin kuruluşundan belediye hizmetlerindeki rolüne kadar uzanan süreci anlatan Erol Öztürk, Yüntaş’ın ilk fikir aşamasından bugünkü yapısına uzanan yolculuğunu kendi tanıklıkları üzerinden paylaştı.


YÜNÜ İŞLEMEK İÇİN 112 KİŞİ BİR ARAYA GELDİ

Yüntaş nasıl kuruldu?

Öztürk’ün anlatımına göre, Afyonkarahisar’daki hayvancılık ve yün varlığını değerlendirmek isteyen 112 kişi 1951’de bir araya geldi. İlk hedef, koyun ve keçilerden elde edilen yünü yıkayıp ipliğe dönüştürecek, ardından dokuma ve kumaş üretimi yapacak tesisler kurmaktı. Şirket bu amaçla Yün Mensucat Ticaret Anonim Şirketi adıyla kuruldu. Öztürk, o dönemde kentteki esnaf ve sanayicilerin yerel kaynakları değerlendirmek için ortak girişim arayışında olduğunu anlattı.

Yün işleme projesi için makine araştırmaları yapılmasına karşın ortakların bir bölümü bu fikirden vazgeçti. Bunun üzerine Afyon’da bol yetişen arpadan malt üretme düşüncesi gündeme geldi. Şirket bu alanda da girişimde bulundu; daha sonra malt fabrikası el değiştirdi. Öztürk, Afyon’daki özel sektör malt üretiminin geçmişinin de Yüntaş’ın bu girişimine dayandığını söyledi.

Şirketin elindeki sermayeyi değerlendirmek için sonraki adım Afyon Çimento Sanayi oldu. Öztürk, Yüntaş’ın fabrikanın ilk yatırım maliyetinin yaklaşık dörtte biri oranında katkı sağlayarak önemli ortaklardan biri olduğunu belirtti. Fabrika tamamlandıktan sonra yapılan sermaye artırımlarına Yüntaş’ın aynı ölçüde katılamadığını, bu nedenle şirketteki payının zaman içinde küçüldüğünü anlattı. Öztürk’e göre, başlangıçta önemli bir ortak olan Yüntaş’ın hissesi daha sonra söz sahibi olamayacak ölçüde azaldı.

KAPANMA NOKTASINDAN BELEDİYE HİZMETLERİNE


Yüntaş belediye bünyesine nasıl geçti?

Öztürk, şirketin kapanmasının gündeme geldiği dönemde belediye meclis üyelerinin Yüntaş’ı belediye hizmetlerinde değerlendirme fikrini ortaya koyduğunu söyledi. O yıllarda belediye şirketi modelinin bugünkü kadar yaygın olmadığını belirten Öztürk, Yüntaş’ın alım, satım ve kiralama gibi işlerde belediyeye destek olması düşüncesiyle belediye bünyesine alındığını aktardı.

Belediye sermaye artırımlarına devam ettikçe belediyenin şirketteki payı yükseldi. Öztürk, belediyenin payının yüzde 99,5’in üzerine çıktığını, buna rağmen yaklaşık 1.293 küçük ortağın hisselerinin sürdüğünü söyledi. Bu hisselerin tek tek küçük tutarlarda kaldığını, ancak ortakların varlığını koruduğunu ifade etti.

Yüntaş’ın belediye bünyesindeki hizmet alanları zaman içinde genişledi. Öztürk’ün aktardığına göre şirket; park ve bahçe düzenlemeleri, kanalizasyon, yol ve kaldırım çalışmaları, mezarlık hizmetleri, ekmek üretimi ve termal tesislerin işletilmesi gibi görevlerde yer aldı. Belediye işlerinin bir bölümünün Yüntaş üzerinden yürütülmesinin, belediyenin hizmet kapasitesine katkı sağladığını belirten Öztürk, şirketi “belediyenin en büyük destekçilerinden biri” olarak tanımladı.

2004’TE BELEDİYEDE GÖREVE BAŞLADI

Siz Yüntaş’ın çalışmalarına nasıl dahil oldunuz?

Öztürk, 2004 yılında Afyon Belediyesi’nde genel koordinatör olarak göreve başladığını söyledi. Sosyal konular, ekonomi ve esnaflık alanındaki deneyiminin belediyeye katkı sağlayabileceğinin düşünüldüğünü aktaran Öztürk, teknik işlerin koordinasyonunda ise Köy Hizmetleri’nden emekli bir çalışma arkadaşının görev aldığını anlattı. Park ve bahçeler, kanalizasyon, inşaat ve imar gibi teknik alanlar bu ekip tarafından yürütülürken, diğer konularda kendisinin sorumluluk üstlendiğini belirtti.

Öztürk, Yüntaş’ın genel kurulunda yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini ve kendisinin de şirkette üç hissesi bulunduğunu söyledi. Yönetim kurulunun fazla kalabalık olmaması, hızlı toplanıp karar alabilmesi için üç kişiden oluşturulduğunu ifade etti.

Yönetim kurulu başkanlığı için huzur hakkı belirlenmesi gündeme geldiğinde, toplantı başına ödeme yerine sembolik bir aylık tutar önerdiğini anlatan Öztürk, önceki dönemde başkan için daha yüksek bir ödeme yapıldığının kendisine söylendiğini; kendisinin ise 300 lira talep ettiğini aktardı. Bu tutarın, o dönemde belediyedeki muhtarlarla sürekli iletişimde olduğu için yüksek telefon giderlerini karşılamaya ancak yettiğini söyledi. Görevi sırasında Belçika’da iftar çadırı kurulması çalışmasına katıldığı bir dönemde, telefon görüşmelerinin masrafının kendisine de yansıdığını anlattı.

İHALE SÜRECİNDE ÖZEL SEKTÖRLE YARIŞTILAR

Yüntaş’ın temizlik hizmetlerine başlaması nasıl oldu?

Öztürk, göreve başladığı dönemde şirketin vergi dairesine ve bazı kurumlara borçları bulunduğunu, bunların ödenmesi için bir yapılanmaya gittiklerini anlattı. Belediyenin hizmet alımlarında Yüntaş’a doğrudan iş vermediğini; işlerin ihaleye çıkarıldığını ve özel sektör firmalarının da bu ihalelere katıldığını vurguladı. Öztürk’e göre teklifler zarflar açılarak değerlendiriliyor, işi en uygun teklifi veren firma alıyordu. “Yüntaş’a torpil yoktu” diyen Öztürk, şirketin maliyet hesabı yaparak teklif vermek zorunda olduğunu belirtti.

Öztürk’ün aktardığına göre, temizlik hizmetleri için düzenlenen önceki ihalede Afyon’u temizleme maliyeti 3,5 milyon lira düzeyindeyken, sonraki tekliflerde toplam maliyet 6,5 milyon liraya kadar çıktı. Öztürk, firmaların bölgeleri aralarında paylaştığını ve tekliflerin yükseldiğini ileri sürdü. Belediye yönetiminin bu ihaleyi iptal ettiğini ve yeni ihale sürecine geçildiğini anlattı.


Yüntaş ihaleye katılmaya karar verdiğinde şirketin elinde çöp kamyonu ya da sokak süpürgesi dahi bulunmadığını söyleyen Öztürk, önce Bursa’da bir firmadan araç kiralamak için görüştüklerini; ancak firmanın sonradan vazgeçtiğini belirtti. Öztürk, bu kararın Afyon’daki temizlik firmalarının baskısıyla alındığını düşündüğünü ifade etti. Daha sonra Eskişehir’de kullanılmayan araçları bulunan başka bir firmayla anlaştıklarını söyledi.

Araçların bir bölümünün uzun süredir kullanılmadığını ve bakıma ihtiyaç duyduğunu belirten Öztürk, araçları teslim almak için Afyon’dan şoförlerle yola çıktıklarını anlattı. İlk seferde altı aracın çalışır durumda olduğunu; diğer araçların sanayide onarıldığını, su sızdıran bölümlerinin yenilendiğini ve motor-elektrik bakımlarının yapıldığını söyledi. Su tankeri ve süpürge aracının da getirilmesiyle hazırlıkların tamamlandığını, ekibin 1 Ocak sabahı hizmete başladığını aktardı.

Öztürk, ilk ayın hakedişi belediyeden alındıktan sonra araçlar için verilen çeklerin ödendiğini ve araç sahibinin ailesinin vergi borçlarını kapatabildiğini anlattı. Temizlik işçilerinin daha önce ücretlerinden kesinti yapıldığını ileri süren Öztürk, kendi dönemlerinde maaşların işçilere açık biçimde ve imza karşılığında ödendiğini söyledi. Yaklaşık 502 işçinin çalıştığı dönemde, kişi başına yapılan kesintilerin toplamda önemli bir tutara ulaştığını belirtti; bu uygulamaya son vermek istediklerini ifade etti.

Şirketin ilk dönemdeki çalışmasından yaklaşık 250 bin lira kâr ettiğini söyleyen Öztürk, Yüntaş’ın işi başaramayacağı yönünde eleştiriler yapıldığını, buna karşın hizmetin yürütüldüğünü ve şirketin gelir elde ettiğini belirtti. Afyon’un temizliğiyle ilgili olumlu geri dönüşler aldıklarını da sözlerine ekledi.

EKMEK FABRİKASI VE TERMAL HİZMETLER

Yüntaş’ın diğer faaliyetlerinde hangi çalışmalar yapıldı?

Öztürk, ekmek fabrikasındaki eski buharlı sistemlerin, mayalama düzeneklerinin ve makinelerin yenilendiğini; dağıtım araçlarının da elden geçirildiğini anlattı. Yüntaş’ın özel fırınlarla rekabet ederek onları zor durumda bırakmasını istemediklerini, ancak Afyon halkının da yüksek fiyatlar karşısında korunması gerektiğini düşündüklerini söyledi.


Fabrikada normal dönemde günlük 20–25 bin ekmek üretildiğini belirten Öztürk, talebin arttığı günlerde kapasitenin 50–60 bine, deneme sırasında ise 70 bin ekmeğe kadar çıkarıldığını aktardı. Dört aracın ekmeği bayilere ulaştırdığını söyledi. Eski ekmek fabrikasının daha sonra el değiştirdiğini ve binasının satıldığını; belediyenin ekmek üretimindeki kapasiteye yeniden ihtiyaç duyduğunun sonraki dönemde anlaşıldığını ifade etti. Fuar alanında kurulan yeni ekmek fabrikasını da bu ihtiyacın göstergesi olarak değerlendirdi.

Yüntaş’ın termal tesis ve kaplıca hizmetlerinde de görev aldığını belirten Öztürk, kendi görev döneminde tesisin yenilendiğini söyledi. Görevden ayrıldığı sırada vergi dairesi ve SGK’ya borç bırakmadığını, vergi borçlarının ödenmesi nedeniyle kurumdan takdir gördüklerini anlattı. Yüntaş’ı ekmek fabrikası ve benzin istasyonuyla birlikte borçsuz devrettiğini ifade etti.

“AFYONKARAHİSAR İÇİN ÇALIŞTIM”

Röportajda Yüntaş’ın bugün spor alanındaki görünürlüğü de gündeme geldi. Şirketin futbol ve voleybol takımlarına isim sponsorluğu yaptığı, geçmişte basketbol alanında da yer aldığı hatırlatıldı. Öztürk, şirkette hâlâ üç hissesi bulunduğunu ve Yüntaş için severek çalıştığını söyledi.

Şirketin kuruluşunda ve bugüne gelmesinde emeği olanlara teşekkür eden Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Afyonkarahisar için çalıştım. Bütün emeklerim Afyonkarahisar halkına helal olsun.”

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!