DERDİ DE SEVDASI DA AFYONKARAHİSAR
Görev ve makamı sadece bir araç olarak görür. Gönlünü ve tüm çabalarını sevgisiyle bağlı olduğu Afyonkarahisar’a adar.
1969 yılında Afyon’da doğdu. Eğitimini Hüseyin Sümer İlkokulu ve Cumhuriyet Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1993’te Afyonkarahisar’da serbest avukat olarak mesleğe başladı.
Şehirdeki hayır kurumlarında aktif olarak görev alması, onun sadece bir siyasetçi değil, toplumun her kesimine dokunan bir kişi olduğunu gösteriyor.
Siyasi yolculuğu AK Parti çatısı altında başladı. 2004-2009 yıllarında belediye meclis üyeliği yaptı, ardından il yönetiminde görev alarak 2014 yılında Afyonkarahisar İl Başkanı oldu. 2018 ve 2023 seçimlerinde milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekilliği, cezaevi alt komisyon başkanlığı ve TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyeliği gibi görevler, onun yalnızca siyasi bir kariyer değil, aynı zamanda şehrine karşı sorumluluğunu da simgeliyor.
İbrahim Yurdunuseven, insanların “Biz buradayız, sesimizi duyun” diyen sesini, halkın umutlarını, ve hayallerini TBMM'ye taşıyan bir köprüdür. Halkla kurduğu bağ sayesinde verdiği kararlar anlam kazanır. Çünkü o, seçenlerin sadece oyunu değil, aynı zamanda güvenini de almıştır.
Onun için milletvekili olmak, bir görevden öte halkla kurulan derin bir bağdır. Sevinçlerinde halkla birlikte sevinir, sıkıntılarında çözüm yolları arar. İnsanların hayatına dokunan küçük bir karar bile onun için büyük bir anlam taşır.
İbrahim Yurdunuseven için önemli olan makamlar değildir. Asıl amacı, geride güzel bir iz bırakmaktır. Kim ne derse desin, hangi iftiralar atılırsa atılsın, onun hizmet aşkı sönmez. Onun dünyasında tek bir amaç vardır. Afyonkarahisar’a faydalı olabilmek ve hayırla anılmak.
İnsanlar, geride bırakılan izlerle hatırlanır derler. Yurdunuseven, bu izleri hayırla, çalışkanlıkla ve adanmışlıkla bırakmayı amaçlayan nadir isimlerden biridir.
İŞTE EN ÇOK BEĞENİ ALAN KONUŞMA
2 Aralık 2025 – TBMM Afyonkarahisar Milletvekili ve Divanı Katib Üyesi İbrahim Yurdunuseven’in Konuşması
Afyonkarahisar ili, 8 bin yıllık tarihi ile bir geçmişe sahiptir. İlin adı, şehir merkezinde bulunan volkanik özellikli, 226 metre yüksekliğindeki yalçın, konik biçimindeki kaleden gelmektedir. Bu nedenle Hititler zamanında “Hapanuva Yüksek Tepe Şehri” olarak anılmıştır. Romalılar ve Bizanslılar döneminde “Akroinon”, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar döneminde “Karahisar-ı Sahip” adını almıştır. Şehir merkezinde ve il sınırları içinde, 1. ve 2. yüzyıllardan beri hemşehrilerimizin geçim kaynağı olarak yetiştirilen haşhaş bitkisinden elde edilen öz su (opıum), “Afion” daha sonra Afyon olarak söylenmiş ve şehir adı “Afyon” ile “Karahisar” birleşerek “Afyonkarahisar” olmuştur.
Şehirler üçe ayrılır: Küresel şehirler, rekabetçi şehirler ve kopya şehirler. Afyonkarahisar rekabetçi bir şehirdir.
Son yirmi yılda Afyonkarahisar, Ege’nin incisi bir marka şehir olmuştur. Mermerin, termalin ve lezzetin başkenti; Cumhuriyet’in kurulduğu, Kurtuluş Savaşı’nın başladığı topraklardır Afyonkarahisar.
Yumurtasıyla Başmakçı'm,
Kilimiyle Bayat’ım,
Kaymağıyla Bolvadin’im, Yeşilçay’ım,
Halısıyla Dazkırı' m,
Kral Midasıyla Dinar’ım,
Kümbet evleriyle Emirdağ’ım,
Frigya Yolu’yla İhsaniye’m,
Mermeriyle İscehisar’ım,
Leblesiyle Sandıklı’m,
Kurtuluş Savaşı’nda Sinanpaşa Ovam,
Keşkek ile Şuhut’um,
Kirazıyla Sultandağı' m,
Evciler’im, Çobanlar’ım, Hocalar’ım, Kızılören’im.
Kısacası; tescilli kaymağı, lokumu, sucuğu, haşhaşı ve ekşi mayalı ekmeğiyle Afyonkarahisar’dan sizlere selam getirdim.
İlimizin duayen gazetecisi Fevzi Şen’in dediği gibi Afyon insanı; cesaretini Kocatepe’den, gücünü Afyonkarahisar Kalesi’nden, çalışkanlığını Afyon mermerinden, sıcak kalpliliğini şifalı sularından, saflığını ve merhametini kaymağından, bereketini ise alın teriyle yapılan sucuk ve pastırmadan, rengarenkliğini de lokumlarından alır. Afyon’da doğsan da doğmasan da, eğer bu şehirde doyuyorsan, sevdan olur Afyon… Bu şehir için yüreğin atar.
Değerli şairimiz Osman Attila’nın dediği gibi, Afyonkarahisar’da bir dam çökse, Ankara’da yüreğimiz sızlar.
Anadolu’nun kavşağındasın; İstanbul’dan Antalya’ya, Ankara’dan İzmir’e uzanan yolların tam ortasında Afyonkarahisar. Burası yalnızca bir kavşak değil, buluşmaların, hikayelerin, geçmişin ve geleceğin kesiştiği bir şehirdir.
Bir mola verdin mi, kahven Afyon lokumuyla tatlanıyor. Kafanı kaldırırsan Karahisar Kalesi’nin seni izlediğini görürsün.
Şehrin gücünü simgeleyen Afyonkarahisar Kalesi binlerce yıldır şehre bakmaktadır. Bu kale, sadece bir taş yığını değil, medeniyetlerin göstergesidir. Her bir taşında geçmişin fısıltısı, her bir basamağında tarihin nefesi vardır.
Bir başka tepe, binlerce Mehmetçiği bağrında yatıran ve Türk milletinin tarih sahnesinden silinemeyeceğinin haykırıldığı 26 Ağustos günü sert esen rüzgara karşı Mehmetçiğin “Allah Allah” seslerinin karıştığı Kocatepe’dir; Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç noktasıdır.
Ve şehrimin tarlaları, mor-beyaz renklerle süslenen, ağız tadı ve şifa kaynağı haşhaş ile doludur.
Frigya Vadisi Ayazini ile kültürün ve tarihin beşiğidir.
Akdağ ve Emre Gölü, yılkı atları ile tabiatın en güzel yerlerindendir.
32 bin yataklı 5 yıldızlı termal otelleriyle Afyonkarahisar, şifa şehridir.
Kaymak, sucuk, lokum, pastırma, haşhaş, bükme, patlıcan böreği gibi 600’ü aşkın, 100’e yakını tescilli ürün ve yemekleri ile Afyonkarahisar mutfağı, UNESCO Gastronomi Şehri olarak da taçlandırılmıştır.
Afyonkarahisar mutfağı; lezzetiyle, termaliyle, şifasıyla, sanat ve kültürün buluştuğu, tarihten geleceğe uzanan bir köprüdür. Cesaretle şifayı, bereketle tarihi harmanlayan nadide bir şehirdir.
Kültür ve sanat açısından Afyonkarahisar, Arkeoloji Müzesi yanında sayısı 1500’ü bulan, dünyanın her yerinden toplanmış müzik aletleri müzesine sahiptir. Türkiye’de tek olan Yumurta Müzesi de yine burada bulunmaktadır.
Afyonkarahisar, dünyanın en iyi padok, en iyi pist ve en iyi şehir tanıtımını ödül alan MXGP Dünya Motokros Şampiyonası, Motofest, Uluslararası Gastronomi Festivali ve 24. Klasik Müzik Festivali gibi etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
İlimiz, Mevleviliğin ikinci merkezi olup, ülkemizde Mevlevi törenlerinin unutulmaya yüz tuttuğu yıllarda yeniden canlandırılmış ve bu değer tekrar kazandırılmıştır.
Afyonkarahisar’da bugün de Sultan Divani Hazretlerini anma ve aşure dağıtım geleneği devam etmektedir.
Geçtiğimiz aylar içinde, Afyonkarahisar Valimizin öncülüğünde ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi hocaları ile yaptığımız Afyonkarahisar markalaşma toplantısı, “marka şehir Afyon” olma yolunda çok önemli bir adım olmuştur.
Ağustos ayında geçerken mola verip çay içerken, artık Afyonkarahisar içinden geçilen, mola verilen bir yer değil; gelinip kalınacak bir şehir haline gelmiştir.
Bu yüzden sloganımız: “Kal bu şehirde, kalp bu şehirde” olacaktır.
Artık bu şehir, geçiş noktası değil bir varış noktasıdır.
İçinden geçmek yetmez; dinlenmek, hissetmek ve yaşamak gerekir.
Son olarak şunu söylüyorum: Afyonkarahisar’ı görmeden geçme, tatmadan geçme; gel ve kal bu şehirde.