MENÜ
Kategoriler
Güncel

Burcu Hanım'ın Afyon’a bırakacağı iki hizmetten biri büyükşehir diğeri kentsel dönüşüm

Güncelleme:
https://www.youtube.com/watch?v=1mlYbuG92_o Star Masasına konuk olan Burhanettin Çoban, Ömer Mazi, Hüseyin Bay, Av. Emre Çınar, Sibel Şenocak ve Resul Sündük'ün sorularını cevapladı. Programın bu bölümünde, "Burcu Hanım'ın Afyonkarahisar’a bırakabileceği en önemli iki hizmetten biri büyükşehir statü
Burcu Hanım'ın Afyon’a bırakacağı iki hizmetten biri büyükşehir diğeri kentsel dönüşüm
https://www.youtube.com/watch?v=1mlYbuG92_o

Star Masasına konuk olan Burhanettin Çoban, Ömer Mazi, Hüseyin Bay, Av. Emre Çınar, Sibel Şenocak ve Resul Sündük'ün sorularını cevapladı. Programın bu bölümünde, "Burcu Hanım'ın Afyonkarahisar’a bırakabileceği en önemli iki hizmetten biri büyükşehir statüsü, diğeri kapsamlı kentsel dönüşümdür." dedi.

STRATEJİK YATIRIMLAR: SAVUNMA VE SAĞLIK ENDÜSTRİ BÖLGELERİ

Resul Sündük: Savunma Sanayi Endüstri Bölgesi ile Sağlık Endüstri Bölgesi yaklaşık dört yıldır gündemde. Ortaklık yapısının değişmesi ve çalışmaların yavaş ilerlemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Burhanettin Çoban: Her iki proje de önemlidir. İran ve Körfez bölgesindeki gerilimler, Gazze’de yaşananlar ve dünyadaki savaş ortamı sebebiyle savunma sanayine ilgi çok arttı. Türkiye bu alanda ciddi mesafe aldı. İhsaniye-Karacaahmet tarafında düşünülen savunma sanayi bölgesi Afyonkarahisar için önemli bir fırsattır. Bu projeyi ben de kamuoyundan takip ediyorum.

Sağlık Endüstri Bölgesi ise benim İl Genel Meclisi Başkanı olduğum dönemde gündeme gelmişti. İl Özel İdaresinin yaklaşık yüzde 23 payla ortak olduğu bir yapılanmaydı. Dönemin milletvekilleri, valileri ve kurum yöneticileri projeye katkı verdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin de şirkete ortak olması için Rifat Hisarcıklıoğlu’yla iki kez görüşme yapıldı. Rifat Bey başlangıçta “Buraya ortak olursam Türkiye’nin her yerinden benzer talepler gelir” diyerek tereddüt etti; fakat milletvekillerimizin ısrarıyla ikna edildi ve yapıya katıldı. Daha sonra bu ortaklık modeli iptal edildi ve yeni bir yapılanmaya gidildi.

Bu projelerin uzun sürmesi elbette eleştirilebilir; fakat sağlık endüstrisi sadece birkaç fabrika binası kurmak değildir. Araştırma laboratuvarları, teknoloji geliştirme merkezleri, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi, üniversitelerle iş birliği, yetişmiş insan kaynağı ve ulusal-uluslararası yatırımcı ilişkisi gerekir. Proje yalnızca arsa tahsisi olarak değil, bütüncül bir sağlık teknolojileri ekosistemi olarak ele alınmalıdır. Sabırlı olmak gerekir; fakat şehrin de ısrarla takip etmesi ve sürekli gündemde tutması şarttır.

TURİZMİN GELECEĞİ: FUAR VE KONGRE VADİSİ İHTİYACI

Resul Sündük: Blok mermer fuarı ve büyük kongreler için Afyonkarahisar’da kalıcı bir alan kurulmalı mı?

Burhanettin Çoban: Son iki yıldır Afyonkarahisar’da blok mermer fuarı düzenleniyor ve kalıcı, geniş bir fuar alanına ihtiyaç duyuluyor. Sağlık Endüstri Bölgesi için ayrılan, oteller ile AFAD ve eski polis tesisleri arasındaki geniş bölgede üretim tesisleri, ilaç fabrikaları ve araştırma birimleri planlanıyor. Bu alanın yaklaşık elli bin metrekarelik bir bölümü fuar amacıyla ayrılabilir mi diye düşündüm.

Bölgenin termal otellere yakın olması fuar ve kongre açısından büyük avantajdır; ancak sanayi üretimin turizm bölgesine yakınlığı konusunda haklı çekinceler de vardır. “Otel bölgesinin yanına fabrika mı kurulur?” sorusu önemlidir. Eğer üretim temiz teknolojiye, laboratuvara ve sağlık araştırmasına dayanacaksa farklı değerlendirilebilir; fakat ağır sanayi niteliğinde tesislerin turizmle çelişmemesi gerekir.

Afyonkarahisar’ın yalnızca bir fuar alanına değil, yılın on iki ayı kullanılabilecek kapsamlı bir kongre vadisine ihtiyacı var. Büyük salonlar, sergi alanları, açık etkinlik bölümleri, otopark, lojistik ve ulaşım bağlantıları aynı planda düşünülmelidir. Oruçoğlu ve Akrones gibi termal otellerin bulunduğu çevrede Hazine arazileri olduğunu biliyorum. Otellere yakınlık, kongre turizminin şehirde konaklama ve harcama üretmesini sağlar.

Devlet kurumları yeni bir bina yaparken kamulaştırma bedeli ödemek yerine çoğu zaman Hazine arazisi ister. Bu yüzden yer seçiminin erkenden yapılması ve bütün kurumların ihtiyaçlarını kapsayan bir master plan hazırlanması gerekir. Fuar, kongre, sağlık teknolojileri ve termal turizm birbirini destekleyecek biçimde tasarlanırsa Afyonkarahisar yalnızca birkaç fuar günü değil, yıl boyunca hareketli bir merkez hâline gelebilir.

YÖNETSEL DÖNÜŞÜM: AFYONKARAHİSAR BÜYÜKŞEHİR OLMALI MI?

Hüseyin Bay: Afyonkarahisar’ın çok parçalı idari yapısı büyükşehir statüsüyle toparlanabilir mi?

Burhanettin Çoban: Afyonkarahisar merkez ve çevresinde çok sayıda belediye bulunuyor. Ulaşım, imar, altyapı, çevre düzeni ve yatırım planlamasında parçalı kararlar ortaya çıkıyor. Şehre gelen bir insan, ana güzergâhların veya farklı belediyelerin sorumluluğundaki bölgelerin bakımsız ve dağınık görüntüsüyle karşılaşabiliyor. Büyükşehir modeli doğru kurulursa bu parçalı yapıyı azaltabilir, kaynak israfını önleyebilir ve şehre daha üst ölçekten bakılmasını sağlayabilir. Bu nedenle genel olarak büyükşehir olmasından yanayım.

2014 yılında büyükşehir sayısı otuza çıktı. Türkiye’de seksen bir il olmasına rağmen nüfusun yaklaşık yüzde 77’si bu otuz büyükşehirde yaşıyor. Sayı olarak büyükşehir olmayan iller daha fazla, fakat nüfusun büyük kısmı büyükşehirlerde toplanmış durumda. Büyükşehir statüsü kaynak ve yetki bakımından önemli imkânlar getiriyor.

Ancak mevcut modelin köyler açısından ciddi sorunları var. Büyükşehir yapılan illerde köyler ve beldeler mahalleye dönüştürüldü. Köyün adının mahalle yapılması bile psikolojik ve sosyolojik olarak yanlıştır. Köylerin tüzel kişiliği vardır; gelir-gideri ve mal varlığı olabilir. Ortak tarla, harman yeri, koruluk, kavaklık, orman veya başka taşınmazlardan elde edilen gelirle köyün bazı ihtiyaçları karşılanabilir. Köy mahalleye dönüştürülünce tüzel kişiliği ortadan kalkıyor ve malları büyükşehir veya ilçe belediyesine geçiyor.

Afyonkarahisar’da yaklaşık 420 köy var. Yeni bir büyükşehir düzenlemesi yapılacaksa köyler büyükşehire bağlı olabilir; fakat köy adı, yaşam biçimi ve mümkünse tüzel kişiliği korunmalıdır. Tarım ve hayvancılıkla yaşayan yerleri merkez mahalleleriyle aynı kurallara tabi tutmak doğru değildir. Milletvekili Ali Özkaya da köy kökenli olduğu, tarımı ve hayvancılığı bildiği için bu sakıncalara dikkat çekiyor; ben de bu yaklaşımına katılıyorum.

Eskişehir örneği sıkça veriliyor. Eskişehir nüfusunun çok büyük bölümü merkezde yaşadığı için belediye kaynakları dar bir alanda yoğunlaştırılabiliyor. Afyonkarahisar’da ise nüfus geniş bir coğrafyaya, çok sayıda ilçe ve köye dağılmıştır. Büyükşehir olunduğunda su, kanalizasyon, yol ve diğer hizmet sorumlulukları bütün bu alana yayılacaktır. Bu nedenle büyükşehir olmak tek başına sihirli bir çözüm değildir; finansman ve kırsal yönetim modeli doğru kurulmalıdır.

Afyonkarahisar’ın nüfus eşiğini geçtiği ve büyükşehir sürecine ilişkin çalışmaların başlatıldığı yönünde duyumlar aldım; resmî boyutunu bilmiyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Afyonkarahisar’ın büyükşehir olmasına sıcak bakmadığını biliyorum. Süreç başlatıldıysa Burcu Hanım'ın bu konuda etkili olmuş olabileceğini düşünüyorum. Burcu Hanım'ın Afyonkarahisar’a bırakabileceği en önemli iki hizmetten biri büyükşehir statüsü, diğeri kapsamlı kentsel dönüşümdür. Bu iki başlıkta sonuç alınırsa “Afyonkarahisar için gerçekten önemli bir hizmet yaptı” denilebilir.

SİYASİ GELECEK VE MEVCUT YÖNETİME STRATEJİK TAVSİYELER

Emre Çınar: İleriki dönemde yeniden belediye başkanı veya milletvekili olmayı düşünüyor musunuz?

Burhanettin Çoban: Hayır. Kendimi emekliliğe alıştırdım ve bundan huzurluyum. Eğitimle ve sosyal faaliyetlerle ilgili hedeflerimiz var. Belediye başkanlığına veya milletvekilliğine aday olma gibi bir düşüncem bulunmuyor. İl başkanlığı meselesini de kişisel bir siyasi kariyer planı olarak görmedim; yalnızca şehir ve teşkilat açısından ihtiyaç hâlinde üstlenilebilecek bir sorumluluk olarak değerlendirdim.

Sibel Şenocak: Afyonkarahisar’ın geleceği için mevcut yönetime en önemli tavsiyeleriniz nelerdir?

Burhanettin Çoban: Bir şehrin en büyük mülki amiri validir. Hukuk ve protokol açısından şehrin lideri validir. Fakat Türkiye’de valilerin ortalama görev süresi çoğu zaman iki buçuk-üç yıl civarında kalıyor. Bir vali şehri, kurumları ve insanları tanıyıncaya kadar önemli zaman geçiyor. Bu sebeple şehrin süreklilik taşıyan gerçek yerel lideri belediye başkanıdır. Belediye başkanının merkezi iktidarla uyumu varsa bu şehir için büyük avantajdır.

Bizim dönemimizde “A protokolü” dediğimiz vali, rektörler, başsavcı, ağır ceza reisi, emniyet müdürü, jandarma komutanı ve diğer önemli kurum yöneticileriyle her ay mutlaka yemekli toplantı yapardık. Zaman zaman milletvekillerimizi veya ilgili kamu bürokratlarını da çağırırdık. Şehrin sorunlarını orada açıkça konuşur, çözüm önerileri geliştirir ve aynı zamanda insanlar arasında bir muhabbet ortamı kurmaya çalışırdık. İnsanlar birbirini yakından tanıdığında niyetini ve çalışma tarzını daha iyi anlıyor, yardım etme isteği artıyor ve gördüğü eksikliği daha rahat söyleyebiliyor.

Bugün de valimizin öncülüğünde, belediye başkanımızın aktif katılımıyla üniversiteler, meslek kuruluşları, sivil toplum, kanaat önderleri ve kamu bürokrasisi düzenli olarak bir araya gelmelidir. Toplantılar yalnızca yemek ve sohbet olarak kalmamalı; konuşulan meseleler karara, takvime ve icraata dönüştürülmelidir.

Siyasi partilerde sonradan katılan önemli bir isme, yıllardır teşkilatta çalışanlardan daha fazla ilgi gösterilebildiğini görüyoruz. Bu biraz insan tabiatında var. Ben il başkanı olsam ve önemli bir CHP’li siyasetçi AK Parti’ye katılsa onunla daha çok temas kurmak, yeni çevresine uyumunu sağlamak isteyebilirim. Burcu Hanım'ın yeni konumu sebebiyle Kültür ve Turizm, Adalet, Çevre ve Şehircilik gibi bakanlıklardan hızlı randevu alabildiğini, işlerin daha çabuk çözüldüğünü görüyoruz. Bu avantaj sonsuza kadar sürmez; bir süre sonra yeni duruma alışılır. En az bir yıl kadar devam edebilecek bu ilgiyi Afyonkarahisar büyük projeleri sonuçlandırmak için fırsata çevirmelidir.

DÜNDEN BUGÜNE PROJELERİN AKIBETİ

Emre Çınar: Mehmet Zeybek ve diğer adaylara verdiğiniz proje dosyalarından hangileri uygulandı?

Burhanettin Çoban: Mehmet Zeybek’e iki klasör hâlinde proje dosyalarımızı verdim. Daha sonra Hüseyin Uçak aday olduğunda kendi hazırladığım projeleri onunla da paylaştım. Gastronomi Konağı’nın bulunduğu binayı bizim dönemimizde satın almış ve restorasyonunu yapmıştık. Paşa Camii yaklaşık yüzde 90 seviyesindeydi; Mehmet Başkan tamamladı ve ayrıca destek sağladı. Çeşitli mahallelerde hazırladığımız park projelerinin bir kısmını uyguladı.

Türbe Camii çevresinde Mevlevi Konağı olarak düşündüğümüz bir proje vardı. Binayı satın almış, yerini ve projesini hazırlamıştık; fakat bu proje gerçekleştirilmedi. Bunun dışında birçok çalışma sonraki yönetimlerce kullanıldı. Ben bundan rahatsız olmam. Belediyecilikte devamlılık gerekir; bir önceki yönetimin iyi projesini sırf başka bir başkana ait olduğu için rafa kaldırmak şehre zarar verir.

CADDELERDEN PİSTLERE: MOTOKROS SERÜVENİ VE ARKA PLANI

Ömer Mazi: İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirler dururken uluslararası motokros projesi Afyonkarahisar’a nasıl geldi? Bu fikre nasıl ikna oldunuz?

Burhanettin Çoban: Afyonkarahisar’ın Belçika ve Hollanda’da çok sayıda hemşehrisi var. Belediye başkanı seçildikten sonra hemşehri ilişkilerini ve kardeş şehir çalışmalarını geliştirdik. Avrupa’da belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı veya bölgesel yönetici olarak görev yapan Türk kökenli siyasetçilerimizi yerlerinde ziyaret ettik. Emir Kır, Resul Tapmaz, Sait Köse ve diğer hemşehrilerimizle görüştük. Bize “Afyonkarahisar’dan ilk defa bu ölçekte bir heyet bizi ziyaret ediyor” dediler.

Belçika’nın Genk şehrinde Bayatlı hemşehrimiz Kadir Özaktan’ı, orada bilinen adıyla Ali Baba Döner’i ziyaret ediyorduk. Kadir Bey daha önce Bayat’a on altı derslikli bir imam hatip ortaokulu yaptırmıştı. Böyle hayır işleri için de Avrupa’daki hemşehrilerimizle sürekli temas hâlindeydik.

2014 yılındaki bu ziyaret sırasında havada uçan motosikletleri ve yarış afişlerini gördüm. “Şuraya bir girelim” dedim. Yaklaşık on beş avro giriş ücreti ödedik. İçeride büyük bir seyirci kitlesi, toprak pist, rampalar ve iş makineleri vardı. Yanımızdaki arkadaşlarımız arazi ve iş makinelerinden anlıyordu. Manzarayı görünce “Biz bunu Afyonkarahisar’da yaparız. Belediyenin dozeri, greyderi, teknik ekibi ve güçlü otel altyapısı var” dedim.

Türkiye Motosiklet Federasyonuyla irtibata geçtik. İlk etapta, “Bizi birçok şehir arıyor fakat çoğu işi sonuçlandıramıyor” dediler. Afyonkarahisar Belediyesinin farkı işi bilen, çalışkan ve hızlı hareket eden teknik kadrosuydu. Bu kadronun büyük bölümünü ben göreve getirmemiştim; önceki dönemlerden gelen kurumsal birikimdi. Belediyede beş ayrı başkan gelse beş ayrı üst yönetim kurabilecek kadar nitelikli personel bulunduğunu her zaman söyledim. İyi yöneticilik mevcut kadronun kabiliyetini görüp değerlendirmektir.

Önce iki yıl Türkiye şampiyonası yarışları düzenledik; üçüncü yılda uluslararası organizasyona geçtik. Kenan Sofuoğlu, bu yarışların küçümsenmemesi gerektiğini; dünyada milyonlarca takipçisi bulunan sporcuların geleceğini söyledi. Ben ise internet altyapısı, elektrik, gümrük, ulaşım veya başka bir sorun çıkmasından endişe ediyordum. Uluslararası organizasyon büyük sorumluluktu.

Pist, padok ve asfalt alanları için ciddi finansmana ihtiyaç vardı. Dönemin Valisi Mustafa Tutulmaz bize çok büyük destek verdi. 2018 yılında beş milyon lira kaynak sağladı. O günün şartlarında bu çok yüksek bir rakamdı; bu destek olmasaydı tesisi zamanında tamamlamak çok zor olurdu. Tırlar geldi, padoklar kuruldu, gümrük işlemleri çözüldü ve yarış hafta sonuna hazırlandık.

Yarıştan önceki cuma akşamı Mustafa Tutulmaz Valimizle alana gittik. Avrupa Motosiklet Federasyonunun başkanı ve yöneticileri de oradaydı. Yarım yamalak İngilizcemle “Problem var mı?” diye sordum. “Sıfır problem, harika” cevabını verdi. Arkadaşlarımız daha sonra, “Burası dünyanın en iyi pistlerinden biri; hemen levhasını asın” dediğini tercüme ettiler. Yarış daha başlamadan böyle bir değerlendirme almak bizi çok mutlu etti. O yazı uzun süre pistte durdu.

Bu başarı belediye personelinin eseridir. Projeyi hazırlayan ve uygulayan kadronun yaklaşık yüzde 80’i hâlâ Afyonkarahisar Belediyesinde çalışıyor. Bir kısmı sonraki dönemde farklı yerlere gönderildi, bazıları emekli oldu. Şehir yönetiminde en büyük sermaye kurumsal hafıza ve işi bilen personeldir; yeni yönetimler bu birikimi korumalıdır.

KENTSEL KAMU YARARI VE SPOR KOMPLEKSİ TARTIŞMALARI

Ömer Mazi: Eski stadyum alanının yapılaşmaya açıldığı ve yeşil alanın kaybedildiği yönünde uzun süredir eleştiriler var. Bu konuda ne söylersiniz?

Burhanettin Çoban: Benim açımdan en önemli sorulardan biri budur. 2009 seçimlerinde Afyonkarahisar’da ilk defa geniş bir proje demetiyle halkın karşısına çıktım. Spor kompleksi projesini Salim Pancar, Oktay Okay ve farklı uzmanlarla birlikte hazırladık. Ben o dönemde sporun teknik kavramlarını bile çok iyi bilmiyordum. Voleybolda libero, pasör çaprazı ve orta oyuncunun; basketbolda gard ve pivotun; futbolda forvet, açık ve savunma mevkilerinin ne olduğunu görev sırasında öğrendim. Bu nedenle projeyi spor camiasını ve mimariyi bilen insanlarla birlikte hazırladık.

Projede on beş bin kişilik stadyum, yaklaşık on beş antrenman sahası, iki spor salonu, yüzme tesisleri, dört açık ve dört kapalı tenis kortu ile farklı branşlara hizmet edecek alanlar vardı. Bugün bile Türkiye’de bu ölçekte bütünleşik spor komplekslerinin sayısı çok azdır. Belediye bütçesiyle bütün bunları doğrudan yapmak mümkün değildi. Kaynak modelini de seçimden önce açıkça anlattım: Eski stadyum alanını TOKİ’ye devredecek, oradan elde edilen kaynakla yeni spor kompleksini yaptıracaktık. Bunu halktan saklamadım. Televizyon programlarında, gazetelerde ve seçim konuşmalarında defalarca anlattım. “Bir gün Manchester City veya Liverpool burada kamp yaparsa şaşırmayın” dedim. Rakibim Hayrettin Barut, “Bakalım Manchester City gelecek mi?” diyerek beni hayalcilikle eleştirdi. Fakat o gün muhalefetten veya bölgede yaşayanlardan “Bu arazi kesinlikle verilmemeli, proje yanlıştır” diyen güçlü bir itiraz çıkmadı.

Rahmetli Zeki Kuş’u da proje çalışmalarına çağırır, fikrini alırdık. Proje tamamlandıktan sonra bana, “Başkanım, sana bir şey itiraf edeceğim. Seçim döneminde bu projeyi bir siyasi vaat, hatta gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal olarak görmüştüm. İstanbul’da, Ankara’da ve Antalya’da bile böyle bir tesis yok; Afyonkarahisar’da nasıl yapılacak diye düşünüyordum. Seni abartmakla suçlamıştım, hakkını helal et” dedi. Kendisini severdim; Allah rahmet eylesin.

Eski stadyum alanının yeşil alan olduğu söyleniyor. Oradaki temel yeşil bölüm yaklaşık 60’a 105 metrelik futbol sahasının çimiydi. Bugün yeni spor kompleksine gidildiğinde çok daha geniş yürüyüş yolları, spor alanları, çocuk ve gençlerin kullandığı bölümler görülür. Oraya “çocukların cenneti” diyenler var. Etrafında yapılaşma bulunduğu doğrudur; fakat ortaya çıkan spor kapasitesi ve kamu yararı da göz ardı edilemez.

Halkı kandırmadım; finansman modelini ve arazi devrini seçimden önce söyledim. Eleştiri karar aşamasında yapılırsa anlamlıdır. Proje bittikten ve hizmete açıldıktan sonra, başlangıçta kimsenin karşı çıkmadığı bir karar üzerinden “Yanlış yapıldı” demek adil değildir.

Üstelik belediye başkanlığım döneminde gelir getirebilecek çok değerli belediye taşınmazlarından kamu yararı için vazgeçtiğim başka örnekler vardır. Kent Meydanı’nda belediyeye ait yaklaşık iki bin metrekarelik eski hizmet binaları ve valilikten alınan yaklaşık dokuz bin metrekarelik alan vardı. Bunları satsaydık çok büyük gelir elde edebilirdik; fakat meydan olarak düzenledik.

Eski otogar alanı yaklaşık yetmiş beş bin metrekareydi. Benden önce alanın tamamının AVM ve yüksek katlı konut olarak değerlendirilmesine ilişkin bir süreç vardı. Ben yaklaşık otuz bin metrekareyi yeşil alan ve pazar alanı olarak ayırdım; kalan bölümde konut ve ticaret kullanımını sürdürdüm. Böylece belediyenin önemli bir gelirinden kamu yararı için vazgeçtik.

Ulu Cami çevresinde kamulaştırmalar yaptık. Türbe Camii’ne giden yolda bulunan yaklaşık on dükkânı yıkarak park ve açık alan oluşturduk. Bugünkü değerlerle bu taşınmazların yüz milyonlarca liralık karşılığı vardır. Dolayısıyla “Belediye arazilerini yalnızca yapılaşmaya açtı” eleştirisini kabul etmiyorum. Kamu yararı gerektiğinde çok değerli taşınmazları meydan, park, pazar ve spor alanı için ayırdık.

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!